TR Dizin İndeksli Yayınlar / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14517/20
Browse
Browsing TR Dizin İndeksli Yayınlar / TR Dizin Indexed Publications Collection by WoS Q "N/A"
Now showing 1 - 20 of 121
- Results Per Page
- Sort Options
Article 1924 Anayasası ve Kurucu İktidar Tartışmaları(2025) Koçak, Mustafa1924 Anayasası yapılmadan önce Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) seçimlerin yenilenmesi kararı almıştır. Bu kararın 1921 Anayasası’nın Madde-i Münferidesine ve Nisab-ı Müzakere Kanunu’na uygun olup olmadığı doktrinde tartışma konusu olmuştur. Söz konusu tartışma çerçevesinde bu işlemin, meclise karşı bir darbe olduğu ve 1924 Anayasası’nı yapan iktidarın bir asli kurucu iktidar niteliği taşımadığı yönünde görüşler öne sürülmüştür. Bu noktada hem seçimlerin yenilenmesi kararı alınırken hem de 1924 Anayasası yapılırken Mecliste gerçekleşen tartışmalar ve Meclisin bu işlemleri gerçekleştirme yöntemi önemlidir. Dönemin hukukî ve siyasî koşulları dikkate alındığında seçimlerin yenilenmesi kararının hukuka uygun alındığı ve 1924 Anayasası’nı yapan İkinci TBMM’nin demokratik asli kurucu iktidar yetkilerini kullandığı sonucuna varılmaktadır.Article ABD Askeri Sağlık Sistemi Reformunun İncelenmesi ve Uluslararası Güvenlik Çerçevesinde Türkiye Açısından Değerlendirilmesi(2025) Özmen, Oğuzhan; Özkut, Uğur Tarık; Özmen, PelinBu çalışmanın amacı; ABD askeri sağlık sistemindeki (ABD-ASS) reform ihtiyacının zamanlaması, nedenleri ve reform faaliyetlerinin analiz edilmesi, buradan elde edilen sonuçların, Türkiye’nin savunma ve güvenliği açısından değerlendirilmesidir. ASS, ulusal kongre raporları, ikincil kaynaklar, dönüşüm ve reformla ilgili veriler, uzman görüşleri ve açık kaynaklardan elde edilen bilgilerle kavramsal ve fonksiyonel olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sağlık yönetimi, entegre sağlık hizmetleri, inovasyon ve muharebe hazırlığı temalarının elde edilmesine yönelik, tümevarımsal kodlamanın kullanıldığı, nitel bir araştırma olarak planlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın temel bulgusu; muharebe ortamında karmaşıklık arttıkça askeri sağlık organizasyonunda küçük, hızlı, mobil ve deneyim sahibi sağlık birlik ve personeline ihtiyacın artacağıdır. Ayrıca askeri sağlığın uluslararası siyasetteki insancıl gücünün de politikaya hareket sahası kazandırmakta etkili olacağı görülmektedir. ABD’nin reform zamanlamasının, büyük bölgesel savaşların emaresi olarak değerlendirilebileceği ve Türkiye’nin savunma sanayii ile paralel olarak milli askeri sağlık sistemini de en geç 2030 yılına kadar reforme etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İnovasyon, operasyonel tıp, reorganizasyon ve entegre kayıt sistemleri askeri sağlık sistemlerinin odaklanması gereken, temel reform konuları olarak tespit edilmiştir.Article Accelerated Alkali-Silica Reaction After a Seven-Year Asr-Dormancy Period(Kare Publishing, 2024) Beglarigale, AhsanollahThe ongoing alkali-silica reaction (ASR) in concrete can be halted by dryness, which is im- portant for repairing ASR-suffered concrete structures. Drying of the concrete establishes an ASR-dormancy period until the end of the dryness. The residual expansion of such concrete after the ingress of water—the end of the dormancy period—is a significant risk, especially for repair works. In this experimental study, the post-dormancy expansion of various mixtures prepared by eight different Portland cement and three different supplementary cementitious materials (SCM) were tested using an accelerated mortar bar test. After accelerated ASR ex- pansions, an ASR-dormancy period was established by keeping the specimens dry for seven years; the residual ASR expansions of the specimens were tested by the same accelerated meth- od. The effect of pre-dormancy reactions on the residual expansions was discussed through two perspectives. The post-dormancy expansion behavior of mixtures without or with insuffi- cient SCM indicated that expansions were primarily driven by the swelling of old gel, whereas in specimens with sufficient SCM, the dominant mechanism was new gel formation, a result of lower pre-dormancy expansions due to the ASR-mitigating effect of SCMs.Article Anadolu Coğrafyası ve Türklerin İlk Göçleri: Kapsamlı Bir Çalışma(2025) Çora, Ali NazmiMalazgirt Savaşı'ndan sonra 11. yüzyılda Türk boylarının Anadolu'ya ilk göçleri, Anadolu coğrafyası ve sakinleri üzerinde önemli sosyo-ekonomik sonuçlar doğurmuştur. Bugünkü Türk yerleşiminin temeli olan Anadolu'nun geniş ve zengin kaynaklara sahip toprakları, Anadolu'ya yerleşmelerinin ardından Türkler için önemli bir cazibe merkezi haline gelmiş, bu da daha sonra Selçuklu ve Osmanlı fetihlerine yol açmıştır. Türk boylarının bu göç hareketi Türk tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. İnsanlığın tarih boyunca bıraktığı ayak izleri; topraklar, yerleşim yerleri, şehirler, nehirler, dağlar, göller, bu topraklarda yaratılan dinler, ideolojiler ve buralarda gelişen kültürlerdir. “Büyük Avrasya Göçleri” ile başlayan ve ‘Büyük İmparatorluklar Dönemi ’ne kadar uzanan yoğun evrimsel süreç, özellikle Anadolu bölgesinin birçok coğrafi özelliğini şekillendirmiştir. Her kültür ve uygarlık, uygarlık olarak gelişmesi için uygun coğrafi alanlar bulduğu için Anadolu, Asya, Orta Doğu ve Avrupa halkları için her zaman cazip bir toprak olmuştur. Bu bakımdan Anadolu'nun batısından başlayıp doğusuna doğru uzanan her etnik, kültürel ve ideolojik yerleşim büyük önem taşımaktadır. Türk tarihinin temel bir unsuru olarak Türk boylarının bu topraklara yaklaşması ve Orta Asya göçebe halklarının Anadolu'ya yerleşmesi ikincil önemdedir. Yaygın olarak Türkiye olarak bilinen Anadolu, coğrafi olarak Asya'nın kuzeybatıda Karadeniz'in güneyinden güneyde Akdeniz'e, batıda Ege Denizi'ne, doğuda Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı'na kadar uzanan bölümüdür. Kültürel olarak Türklerin tarihi anavatanıdır. Ancak Türkler bu topraklara ilk olarak Bizans döneminde göç etmiş ve MS 1071 yılında Bizans İmparatorluğu ile Büyük Selçuklu İmparatorluğu arasında yapılan Malazgirt Savaşı'ndan sonra buraya yerleşmişlerdir. Türk boylarının Anadolu'ya göçü Türk tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Türk boylarının Anadolu'ya gelişinden sonra Anadolu coğrafyası ve üzerinde yaşayan halklar büyük sosyo-ekonomik dönüşümler geçirmiştir. Anadolu'daki Türk yerleşiminin temel dayanağı olan geniş ve verimli Anadolu coğrafyası, büyük ve zengin tarım arazilerine sahiptir. Türklerin Anadolu'ya yerleşmesinden sonra, gerileyen Bizans İmparatorluğu'nun batı kesiminde yer alan ve Bizans İmparatorluğu'nun önemli bir parçası olan Rumeli bölgesindeki değer artışları Türklerin dikkatini çekmeye başlamış, Anadolu'nun ova ve kıyılarını yeniden istila etmişlerdir.Article Analysis and Comparison of Electric Scooter Crashes: A Review of Crash Characteristics and Health Outcomes in Türkiye(2024) Dündar, Selim; Okudan, BegümMicromobility, including shared e-scooters, has become a convenient mode of transportation for short-distance trips globally. Türkiye introduced shared e-scooters in 2019, quickly expanding their presence. This study analyses and identifies the crash characteristics and health outcomes of e-scooter crashes in Türkiye. It also seeks to provide recommendations for enhancing safety. This review focused on e-scooter crashes in Türkiye, a country with a population of 85,279,553. Our narrative analysis examined eight studies and eight media reports on e-scooter incidents in Türkiye, evaluating patient demographics, crash characteristics (user type, fall/collision, speed, time, location), injury types, interventions, hospitalizations, and modifiable risk factors like helmet use and alcohol consumption. Accidental involvement was slightly higher in men than in women. The rate of helmet usage is quite low. Upper extremity injuries are the most common type, followed by lower extremity injuries. Fatalities have occurred, underscoring public health concerns. E-scooter crashes often involve collisions with pedestrians and vehicles, highlighting the need for adherence to traffic rules and safe riding practices. E-scooters are a practical transportation solution but pose safety risks. Protective measures such as helmet and other protective equipment use, compliance with traffic rules, and public awareness campaigns are crucial to mitigate these risks. We conclude that e-scooter safety regulations in Türkiye should be enhanced to protect riders and pedestrians and promote a safer micromobility ecosystem.Article Analyzing the Cooperation Between Azerbaijan Naval Forces and Türkiye: Strategic, Operational, and Diplomatic Aspects(2024) Çora, Hakan; Gürson, Alı Poyraz; Mikail, Elnur Hasan; Çora, Ali NazmiThis study investigates the historical context and strategic evolution of the naval cooperation between Azerbaijan and Türkiye, highlighting its roots in the early years of Azerbaijan's independence following the dissolution of the Soviet Union. As both nations embarked on building and modernizing their naval capabilities, their partnership became a cornerstone of regional security in the Caspian and Black Seas. The study emphasizes how this cooperation has grown from initial diplomatic ties into a robust military alliance, driven by shared strategic interests and mutual security concerns. The analysis delves into the strategic significance of this partnership, focusing on its role in enhancing the stability of a geopolitically sensitive region. The Caspian Sea, with its vast energy resources, and the Black Sea, a critical maritime zone, both play pivotal roles in regional dynamics. By fostering cooperation in these areas, Azerbaijan and Türkiye not only strengthen their own defense capabilities but also contribute to broader regional security frameworks. Operationally, the collaboration between the two nations' naval forces is characterized by joint exercises, training programs, and the establishment of information-sharing mechanisms. These efforts are designed to improve the interoperability of their naval forces, allowing them to respond more effectively to potential security threats. The study also outlines key areas for future collaboration, including maritime domain awareness, counterterrorism operations, and humanitarian assistance, which could further enhance the strategic partnership. By providing a nuanced and multidimensional analysis, this study aims to offer a comprehensive understanding of the Azerbaijan-Türkiye naval cooperation. It explores the implications of this partnership for regional stability, security, and the balance of power, as well as its potential to influence future maritime and geopolitical developments in the wider region.Article Ankrajlı Fore Kazıklı İksa Sistemlerinin Sonlu Elemanlar Yöntemi ile Analizi ve İnklinometre Ölçümleri ile Karşılaştırılması(2025) Zardarı, Saeid; Saglam, Asliİnşaat projelerinde derin kazıların yapılması, günümüzde çeşitli faktörler nedeniyle kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu tür kazılarda zemin stabilitesini sağlamak amacıyla iksa sistemleri kullanılmakta olup, özellikle eğimli arazilerde, kayma ve göçme riski taşıyan zeminlerin korunması ve bodrum katlı yapıların temellerinin güvenli bir şekilde yerleştirilmesi için oldukça büyük öneme sahiptir. Bu çalışma, ankrajlı fore kazıklı derin kazı destekleme sisteminin etkin kullanımını ve zemin deformasyonlarının izlenmesinin önemini incelemektedir. Sonlu elemanlar yöntemi (FEM) ile modellenen sistemdeki potansiyel deformasyonlar, saha inklinometre ölçümleri ile karşılaştırılmıştır. Zemin verileri, raporlardan ve laboratuvar deneylerinden alınarak belirlenen parametrelerle tasarımda kullanılmış, iksa sistemi PLAXIS programı üzerinden modellenmiştir. Zeminin malzeme modelleri oluşturulmuş ve yatay deformasyonlar ile saha ölçümleri arasındaki farkların sebepleri araştırılmış, bu farkların nedenleri geri analizler aracılığıyla ortaya konulmuştur. Sayısal analiz ve saha ölçümleri, iksa sisteminin yatay deformasyonları etkin bir şekilde kontrol altında tuttuğunu ve güvenli bir tasarım sağladığını ortaya koymuştur. İnklinometre ölçümleri, deformasyonların izlenmesi konusunda önemli bir doğrulama aracı olmuştur. Elde edilen bulgular, derin kazı uygulamalarında iksa sistemlerinin başarısını ve zemin parametrelerinin tasarımda ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Sonuçlar, iksa sistemlerinin tasarımında ve inşaat sürecinde güvenliği artıran önemli bilgiler sunmaktadır.Article Ar-Ge Harcamalarındaki Vergi Teşvik Oranları ile Ekonomik Büyüme İlişkisi: OECD Ülkeleri İçin Panel Veri Analizi(2025) Has, Banu; Çinar, SinanBu çalışma, 26 OECD ülkesi kapsamında büyük ölçekli firmaların araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamaları üzerindeki vergi teşvik oranlarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini incelemektedir. Çalışmada 2004-2020 dönemi için yıllık veriler kullanılarak panel veri analizi yapılmıştır. Analizde dinamik panel veri analiz yöntemlerinden biri olan fark GMM kullanılmıştır. Yıllık büyüme oranı açıklanan değişken olarak kullanılmıştır. Tahmin edilen modelde açıklayıcı değişkenler olarak Ar-Ge’ye uygulanan vergi teşvik oranları, gayrisafi sabit sermaye oluşumu oranı, ortaokul okullaşma oranı ve işgücüne katılım oranı da kullanılmıştır. Sonuçlar, Ar-Ge üzerindeki vergi teşvik oranlarının ekonomik büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ar-Ge harcamaları üzerindeki vergi teşvik oranı ekonomik büyüme üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Bu çalışma, Ar-Ge harcamaları üzerindeki vergi teşviklerinin ekonomik büyüme için önemini vurgulamaktadır.Article Bibliometric Analysis of Green Finance Research Using Science Mapping Technique(2025) Koç, HavvaKüresel finansal sistemde yeşil finansın artan önemi, bu alandaki araştırmaların çoğalmasına yol açmıştır. Ancak, yeşil finans literatürünün kapsamlı bir bibliyometrik analizi henüz yeterince yapılmamıştır. Bu çalışma, yeşil finans araştırmalarının yapısını VOSviewer kullanarak incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmaya yön veren motivasyonlar arasında yeşil finans araştırmalarındaki ana temaların ve eğilimlerin belirlenmesi, bu alana katkıda bulunan önde gelen yazarların, kurumların ve ülkelerin profilinin çıkarılması ve yeşil finanstaki farklı araştırma kümeleri arasındaki ilişkilerin anlaşılması yer almaktadır. 2009’dan 2024’e kadar toplam 617 yayın incelenmiştir. Bibliyometrik analiz sonuçları, yeşil finans literatüründe belirli temaların ve trendlerin öne çıktığını göstermektedir. Ayrıca, en çok atıf alan yazarlar, etkili kurumlar ve coğrafi dağılımın incelenmesi, bu alandaki önemli paydaşların belirlenmesine yardımcı olmaktadır. Sonuçlar, \"Yeşil Finans\" alanında yapılan yayınların sınırlı sayıda olduğunu ve bu alanın yeni gelişmekte olduğunu göstermektedir. Ancak, çevresel sorunların artmasıyla bu alandaki akademik ilginin de artacağı öngörülmektedir. Bu çalışma, yeşil finans araştırmalarının derinlemesine anlaşılmasına ve gelecekteki araştırmalar için sağlam bir temel oluşturmaktadır.Article Bolşevik Basını ve Hegemonya: Nisan Tezleri’nin toplumsal Mobilizasyon Üzerindeki Etkisi(2025) Yerköy, SametBu çalışma, Vladimir Lenin’in 1917 yılında kaleme aldığı Nisan Tezleri’nin, Bolşevik basın aracılığıyla nasıl etkili bir toplumsal mobilizasyon sağladığını analiz etmektedir. Nisan Tezleri, Rus Devrimi’nin ideolojik ve politik yönelimini belirleyen temel bir belge olarak, sosyalist devrim hedefini net biçimde ortaya koymuş ve geniş işçi sınıfı ile köylü sınıfı gibi toplumsal kesimlere hitap ederek mevcut kapitalist düzeni sert bir şekilde eleştirmiştir. Çalışmada, Antonio Gramsci’nin hegemonya teorisi temelinde Lenin’in söylemlerinin ideolojiyle ilişkisi ve Bolşevik basının bu söylemi yayma işlevi teorik çerçeve olarak sunulmuş; söylem analizi yöntemi olarak Teun van Dijk’in eleştirel söylem analizi modeli tercih edilerek Lenin’in retorik stratejileri bilişsel, söylemsel ve toplumsal boyutlarıyla sistematik biçimde incelenmiştir. Bu yöntem Lenin’in ideolojik hedeflerini ve söylem gücünü derinlemesine anlamaya olanak sağlamıştır. Nisan Tezleri, Bolşevik basın tarafından geniş kitlelere ulaştırılarak devrimci bilincin yaygınlaşmasında ve halkın devrim sürecine aktif katılımında kritik rol oynamış; basın, sadece mesajların taşıyıcısı olmakla kalmayıp, ideolojik içeriği geniş toplumsal tabanlara ulaştırarak devrimin iletişim altyapısını ve ideolojik çerçevesini güçlendirmiştir. Ayrıca, kitlelerin siyasi farkındalığını artırmış ve devrim sürecindeki aktörler arasındaki güç ilişkilerinin şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Bulgular, Lenin’in söylemlerinin işçi ve köylü kitleleri adına mevcut sistem algısını kökten değiştirme amacı taşıdığını ve söylemin hem stratejik hem de ideolojik bir araç olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Çalışma, Lenin’in Nisan Tezleri’ni toplumsal mobilizasyon ve hegemonya inşası bağlamında ele alarak, devrimci hareketlerin dil ve söylem aracılığıyla nasıl etkili bir liderlik ve hegemonya mekanizması kurduğunu tarihsel ve siyasal bağlamda ortaya koymakta; böylece Lenin’in söylemlerinin stratejik amaçları ve toplumsal dinamiklerle kurduğu ilişki üzerinden dilin dönüştürücü gücünü ve ideolojik hegemonya yaratmadaki rolünü göstermektedir. Bu bağlamda, Bolşevik basın ve Lenin’in retoriği, sosyalist devrim sürecinde söylem ile ideolojinin siyasette iç içe geçtiğinin somut örnekleri olarak değerlendirilmektedirArticle Borçlunun Barter Sistemindeki Hak ve Alacaklarının Haczi(2024) Topak, SüleymanTicari ilişkileri olumsuz etkileyen nakit sıkıntısı ve ekonomik kriz, farklı çözüm yöntemlerinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Barter sistemi de nakde ihtiyaç duyulmadan sürekliliği sağlamaya yönelik farklı bir ödeme yöntemi olarak kabul edilmiş ve dünya ça- pında uygulanmaya başlamıştır. Parasız ticaret anlayışının hakim ol- duğu barter sistemi, kendine özgü yapıya ve kurallara sahiptir. Bu sistem içerisinde gerçekleşen hukuki işlemlerde resmi para kullanıl- mamakla birlikte sisteme özgü bir değer ve ödeme aracı olarak barter parası uygulaması mevcuttur. Bu yönüyle barter sisteminde oluşan alacaklar, nakit karşılığı olmasa da haczi kabil bir malvarlığı değeri oluşturmaktadır. Bu çalışmada borçlunun barter sisteminde bulunan hak ve alacaklarının haczi, icra hukuku hükümleri gereği farklı yönle- riyle incelenmeye çalışılmıştır.Article Cephe Kaplama Malzemesi Olarak Alüminyum ve St37 Çelik Metallerinin Tercih Kriterleri(2024) Karacan, Sena; Yardımlı, SeyhanGünümüzde teknoloji ve bilim alanındaki gelişmenin en gözle görülür alanlarından bir tanesi de yapı malzemeleri teknolojileridir. İnşaat sektörüne her gün yeni bir yapı malzemesi, alternatifi ve farklı kalitelerde ürün geliştirilerek sunulmaktadır. Mimari yapıların uygulamalarında st37 olarak adlandırdığımız çelik gibi demirli içerikli metallerin yanı sıra bakır, alüminyum, çinko, titanyum, gibi demir dışı metaller veya bu metallerin alaşımları kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Yukarıda sözü edilen metal örneklerinden alüminyum metali ve alaşımları ile st37 çelik metalinin cephe malzemesi olarak kullanılmasında tercih kriterlerinin karşılaştırmalı analizleri incelenmiştir. Alüminyum alaşımlarından cephe kaplaması için en sık tercih edilen 1050, 5005 ve 5754 kalite alaşımlara sahip cepheler, st37 olarak adlandırılan karbon çelik cepheler ile karşılaştırılmıştır. Tercih kriterleri üzerine düşünüldüğünde alüminyum ve alaşımlarının genellikle hafiflik, korozyon direnci ve enerji verimliliği tercihinin yüksek olduğu alanlarındaki performansı için uygun bulunduğu, st37 çeliğinin ise içeriği nedeni ile yapısal dayanıklılık ve yüksek sıcaklık, düşük maliyet beklentilerini karşıladığı uygulamalarda kullanıldığı tespit edilmiştir.Article Cerrahi Hemşirelerinde Tükenmişlik ve Empati(2025) Sen, Sevım; Şahin, SabahatAmaç: Bu araştırma cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerde empati ve tükenmişlik düzeylerini ve bunlar arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla gerçekleştirildi. Yöntem: Araştırma, İstanbul’da bulunan bir eğitim araştırma hastanesinin cerrahi birimlerinde Mayıs-Ekim 2021 tarihleri arasında 100 hemşire ile tanımlayıcı olarak gerçekleştirildi. Çalışmaya dahil olma kriteri cerrahi birimlerde en az 6 ay çalışmış olmaktır. Veriler kişisel bilgi formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MBI) ve Temel Empati Ölçeği (BES) kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı. Bulgular: Örneklem grubunun MBI “duygusal tükenme” düzeyi 31,44±6,00 olarak bulundu ve bu değer yüksek tükenmişlik değerini göstermektedir. Olumsuz çalışma koşulları nedeniyle sosyal yaşamları sınırlı olan katılımcıların ortalama MBI “duygusal tükenmişlik” alt ölçek puanı 32,58±5,37 idi (p<0,05). Hemşirelerin MBI “duyarsızlaşma” alt boyutu ile BES toplam puanı (r=-0,220) ve “duygusal empati” alt boyutu arasında (r=-0,244) negatif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç: Hemşirelerin tükenmişlik düzeylerini etkileyen faktörler incelendiğinde; mesleki memnuniyetsizlik, kötü uyku kalitesi, yetersiz gelir, sosyal yaşamın olumsuz etkilenmesi ve hemşirelik mesleğinin toplumsal imajının olumsuz algılanması, hem tükenmişlik düzeyiyle hem de düşük empati düzeyiyle ilişkili bulunmuştur.Article Diş Hekimliğinde Kümeleme Analizi Kullanılarak Ağız Hastalıkları Yükünün Değerlendirilmesi(Atatürk Üniversitesi, 2025) Yay, Meral; Mumcu, Gonca; Karacayli, Umit; Beyhan, Tuğba; Akmansoy, Şükrü Can; Sirma, Nuri Sertac; Fortune, FaridaAmaç: Bu çalışmanın amacı, diş hekimliğinde Ağız Hastalıkları Yükü (AHY) için yaşa bağlı homojen grupları K-Ortalamalar kümeleme analizi ile belirlemektir. Yöntemler: Bu retrospektif çalışmaya, bir kamu diş hekimliği fakültesinin entegre öğrenci kliniklerinde tedavi edilen 465 yetişkin hasta ve 276 yaşlı hasta (K/E: 381/360; 18-91 yaş) dahil edilmiştir. AHY skoru (0-5 puan); periodontal problemler, diş çürüğü, pulpitis, protetik tedavi ihtiyacı ve diş çekim ihtiyacı aracılığıyla hesaplanmıştır. AHY şiddeti için homojen gruplar veri seti içinde K-Ortalamalar kümeleme analizi ile belirlenmiştir. Bulgular: Periodontal problemlerin en yüksek oranda genç yetişkin hastalarda (%94.0) (küme-1; n=201; 18-36 yaş; AHY: 2,92±1,14) ve yetişkin hastalarda (%87,4) (küme-2; n=199; 37-55 yaş, AHY: 3,28±1,34) görüldüğü, ileri yetişkin hastalarda (%90,7) (küme-3; n=193; 56-70 yaş, AHY: 3,19±1,41) ve yaşlı hastalarda (%87,2) (küme-4; n=148; 71-91 yaş, AHY: 2,33±1,30) ise protetik tedavi ihtiyacının ön planda olduğu belirlenmiştir. Dört küme arasında en yüksek AHY puanı yetişkin hastalarda görülmüştür. İleri yetişkin hastaların AHY puanı yaşlı hastalara göre daha yüksek bulunmuştur (P=,000). Sonuç: K-Ortalamalar kümeleme analizi ile tanımlanan yaş gruplarıyla birlikte AHY’ye göre farklı tedavi protokolleri veya kompleks tedavilere ihtiyaçların olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar, ağız sağlığı düzeyinin iyileştirilmesine yönelik hasta güçlendirme stratejisinin geliştirilmesine ve entegre öğrenci kliniklerindeki iş gücünün planlanmasına yönelik ipuçları sağlayabilmektedir.Article Diş Hekimliğinde Polietereterketonun Bilgi Haritalaması: Bibliyometrik Analiz(2025) Durkan, Rukıye; Oyar, Perihan; Gokay, Gonca DesteAmaç: Diş hekimliği alanında polietereterketon (PEEK) araştırmalarındaki gelişmeleri değerlendirmektir. Yöntemler: Tarama, Web of Science veritabanında gerçekleştirildi ve 2023 yılına kadar PEEK ile ilgili yayınlar dahil edildi. Kullanılan arama dizisi, birincil odak terimi olan \"PEEK\" ile \"dent*\", \"oral, restorat*\", \"prosthodont*\", \"tooth, teeth, and implant*\" gibi ek anahtar sözcüklerden oluşuyordu. Başlıkları, özetleri, anahtar kelimeleri, yazarları, bağlantıları, ülkeleri ve referansları kapsayan meta veriler elde edildi. Belgeler, yazarlar, dergiler ve anahtar kelimeler de dahil olmak üzere bibliyometrik ölçümler tanımlayıcı istatistiksel analize tabi tutuldu. Bulgular: 1997-2022 yılları arasında PEEK ile ilgili 607 yayına 12.115 atıf yapıldığı tespit edildi. PEEK araştırmalarına Çin (138 makale, %22,7), Almanya (118 makale, %19,4) ve Amerika Birleşik Devletleri'nden (71 makale, %11,8) akademisyenler aktif olarak katıldı ve Almanya'daki yayınlar (3594 atıf, %29,7) en çok atıfı aldı. Dental Materials (45 makale, %7,4) ve Journal of Prosthetic Dentistry (42 makale, %6,9) katkıda bulunan başlıca dergiler oldu. 1433 anahtar kelime arasında uygulama, materyal ve üretimle ilgili anahtar kelimeler yüksek oranda normalleştirilmiş atıfa sahipti. Terim haritası, PEEK'in temel uygulamasının dental implantlar ile ilgili olduğunu ortaya çıkardı. Sonuç: Bu analiz, PEEK ve onun çeşitli uygulamalarıyla ilgili yayın ve atıf sayısına ilişkin önemli bilgiler sağlamaktadır. Çin, bu alanda en fazla makale yayınlayan en önemli katılımcı olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle İsviçre'deki Zürih Üniversitesi hem üretkenlik hem de etki açısından bu alanda önde gelen kurum olarak öne çıkmıştır.Article Doğuştan Kör ve Sağlıklı Bireyler Arasında Denge ve Koordinasyon Karşılaştırması(2025) Atıcı, Emıne; Perçin, Alper; Karaş, Ezgi; Çakmak, ÖzgeGörme, statik ve dinamik postürün korunmasında, hareketlerin koordinasyonunda ve dengenin sürdürülmesinde rol oynayan bir sistemdir. Bu çalışmanın amacı doğuştan kör ve sağlıklı bireyler arasında denge ve koordinasyon fonksiyonlarını karşılaştırmak ve dengenin sürdürülmesinde görmenin rolünü belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Bu tanımlayıcı çalışmaya yaşları 18-40 arasında değişen 19 doğuştan kör ve 18 sağlıklı sedanter birey olmak üzere toplam 37 katılımcı dahil edildi. Her iki grupta Berg Denge Ölçeği (BDÖ), Tinetti Denge Testi (TDT) ve Tinetti Yürüme Testi (TYT) ölçekleri ölçüldü. Sonuçlar: Doğuştan kör ve sağlıklı birey grupları arasında BDÖ, TDT ve TYT ölçeklerinde anlamlı bir fark bulundu (p<0.05). Doğuştan kör olan grupta BDÖ, TDT ve TYT skorları daha düşüktü. Tüm katılımcılarda BDÖ ile TDT (r=0.676, p<0.05) ve BDÖ ile TYT (r=0.601, p<0.05) arasında pozitif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardı. Doğuştan kör ve sağlıklı gruplarda sırasıyla BDÖ ile TYT (r=0.632, p<0.05), BDÖ ile TDT (r=0.642, p<0.05) arasında pozitif yönde orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardı. Ancak, doğuştan kör ve sağlıklı gruplarda BDÖ ile TYT arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (p>0.05). Tartışma: Çalışmanın sonuçları görmenin denge üzerindeki etkisini doğrulamıştır. Doğuştan körlüğü olan kişilerde denge sorunları değerlendirilmeli ve dengeyi geliştirmeye yönelik egzersiz programları yapılmalıdır.Review Duchenne Musküler Distrofi ve Elektrik Stimülasyonu(2022) Yener, Büşra; Alıkma, Ahmet Faruk; Gündüz, Didem; Zeren, Hasan; Kurban, Kader; Akdıkan, Melisa; Saldıran, Tülay ÇevikDuchenne Musküler Distrofi (DMD), X kromozomuna bağlı resesif geçiş gösteren ve yaklaşık 1/3600-6000 canlı erkek doğum prevelansı olan genetik bir hastalıktır. DMD esas olarak erkek çocukları etkileyen, ilerleyici kas zayıflığı ile karakterize, kadınların taşıyıcı olup genellikle asemptomatik veya hafif belirti gösterdiği çocukluk çağında en sık görülen musküler distrofi tipidir. Tedavi konusunda günümüzde güncel klinik araştırmalar ile büyük bir yol kat edilmiş olsa da hastalığı tamamen tedavi eden herhangi bir yöntem henüz bildirilmemiştir. Nöromusküler hastalıklarda fizyoterapi ve rehabilitasyon programı kapsamında elektrik stimülasyonu kullanılmaktadır fakat genetik defektin varlığı ve uygulamalar sonrası oluşabilecek yorgunluk ve dejenerasyon konusunda literatürde az sayıda çalışma ve farklı görüşler bulunmaktadır. Bu derlemenin amacı DMD ve elektrik stimülasyonuyla ilgili yapılan çalışmaları bir araya getirmektir.Article The Effect of Hyperuricemia on Acute Renal Failure due to Sepsis in Elderly Intensive Care Patients and the Relationship with Cancer(Yuzuncu Yil Universitesi Tip Fakultesi, 2025) Gökçe, Kağan; Açık, Hasan; Açık, GülenThe aim of our study is to assess hyperuricemia as an early biomarker of sepsis -related acute kidney injury and mortality in elderly cancer patients. This retrospective study was conducted on patients with sepsis, who were hospitalized in the intensive care unit (ICU), based on the quick Sequential Organ Failure Assessment (qSOFA) score. Patients were categorized i nto two groups depending on their uric acid levels. The first group had a serum uric acid level of ≥7 mg/dL, whereas the second group had a serum uric acid level of <7 mg/dL. The median age was 73.5 years, ranging from 65 to 82 years. Among the 106 patient s, 35 patients had hyperuricemia. Acute kidney injury was developed at a statistically significantly higher rate in the group of patients with hyperuricemia than in the group of patients with normal uric acid levels (p=0.019). However, mortality rates were found to be similar in both groups. According to the statistics, the group with hyperuricemia had a significantly longer length of stay in the ICU (P=0.019). Multiple models revealed that having malignancy (p=0.003; OR:5.771) and a high qSOFA score (p=0.0 001; OR:5.535) were risk factors that increased the risk of mortality. The rates of AKI development were found to be statistically significantly higher in the hyperuricemic group. The risk of mortality in elderly hyperuricemic cancer patients hospitalized in the ICU is higher than in non-hyperuricemic patients. Hyperuricemia can be used as one of the early biomarkers of sepsis -related AKI.Article The Effect of Ranibizumab and Dexamethasone Implant Treatment on Retinal Nerve Fiber Layer Thickness in Eyes with Branch Retinal Vein Occlusion(Gazi Eye Foundation, 2021) Arifoǧlu, H.B.; Altunel, O.; Başkan, B.; Duru, N.; Alabay, B.; Ataş, M.Purpose: To investigate the effects of intravitreal ranibizumab and dexamethasone implant treatments on the retinal nerve fiber layer (RNFL) thickness in patients with branch retinal vein occlusion (BRVO). Materials and Methods: Fifty-three patients with macular edema secondary to BRVO were enrolled in this retrospective study. These study group patients were divided into two groups. Group 1 consisted of 29 patients treated with intravitreal ranibizumab, and Group 2 consisted of 24 patients treated with intravitreal dexamethasone implants. The control group was the 53 normal fellow eyes of these patients. Peripapillary RNFL thickness was evaluated by using optical coherence tomography at baseline and during 12 months after treatment in both groups. Also, the RNFL thickness of the affected area in eyes with BRVO was compared with those of the normal fellow eyes. Results: The average, superior-temporal and inferior-temporal quadrant peripapillary RNFL thicknesses in eyes with BRVO were significantly decreased at 12 months after treatment in two groups. The RNFL thicknesses in the affected areas in Group 1 and Group 2 were significantly thinner than that of the control fellow eyes at 12 months (p=0.04 and p=0.02, respectively). Also, there was no significant difference in terms of RNFL thickness in the affected area between the groups at six and 12 months (p=0.808, p=0.356, respectively). Conclusion: Our study revealed that the average, superior-temporal and inferior-temporal RNFL thickness in the eyes of BRVO was reduced at 12 months. We suggest that RNFL thinning is due to the natural course of the disease in BRVO. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.Article Effect of Silver Diamine Fluoride and Diode Laser as Desensitizer on The Microleakage and Discoloration at Class V Restorations(2025) Kaynar, Zeynep Buket; Ulukapı, Haşmet; Doğruer, IşılAmaç: Bu çalışmanın amacı, hassasiyet giderici amaçlı kullanılan gümüş diamin florür ve diyot lazer uygulamalarının sınıf V kavitelerin restorasyonlarında, mikrosızıntıya ve renk değişimine olan etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmada yirmi adet insan molar dişi kullanıldı. Her bir dişin bukkal ve lingual yüzeylerinde standart Sınıf V kaviteler (4x3x3mm) hazırlandı. Dişler tedavi yöntemlerine göre rastgele 4 gruba (n=10) ayrıldı. Grup 1(gümüş diamin florür), Grup 2 (940 nm diyot lazer), Grup 3 (gümüş diamin florür + 940 nm diyot lazer), Grup 4’teki örneklere hiçbir tedavi protokolü uygulanmadı. Tüm kaviteler, nano-hibrid kompozit rezin ile restore edildi. Restorasyonlar diskler ile cilalandı. Örneklerin renk ölçümü spektrometre cihazı ile 1, 7, 14, ve 28. günlerde yapıldı. Renk değişimi, CIEDE 2000 formülüyle hesaplandı. Örnekler %0.2 Rhodamine B boyası ile boyandı ve bukko-lingual yönde kesildi. Boya penetrasyonu bir stereomikroskop altında skorlandı. Veriler Shapiro-Wilks ve Tukey HSD testi kullanılarak %5 anlamlılık düzeyinde istatistiksel olarak analiz edildi. Bulgular: Renk değişimi açısından değerlendirildiğinde, Grup 1 ve Grup 3 arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulundu. Grup 2’de, 1-7. gün ile 1-14. Gün, 1-7. gün ile 1-28. Gün zaman aralıklarında, renk değişimi farkı istatistiksel olarak anlamlı bulundu. En yüksek mikrosızıntı skorları, lazer kullanılan gruplarda elde edilmiştir. Sonuç: Potasyum içeren solüsyonun kullanılmasına rağmen gümüş diamine florür uygulanan gruplarda renk değişimi eşik değerin üzerinde görüldü. Ayrıca, lazer kullanılan gruplarda da kabul edilemez renk değişimleri gözlendi.
