Okan University GCRIS Basic Database

Okan University GCRIS Basic Database, which is a part of Istanbul Okan University Research Ecosystem, is an Institutional repository at international standards that allows searching and discovering all research outputs.

Recent Submitted Publications

Doctoral Thesis
Cezayir Timimoune Şehri Sürdürülebilir Gelişimi için Bir Model Önerisi
(2024) Said, Siham; Eryıldız, Demet Irklı
Onlarca yıldır yapılan araştırmalar, sürdürülebilir mimarinin doğayla bağlantı kurarak ekonomik, çevresel ve sosyal faydalar sağladığını gösteriyor; ancak sürdürülebilir tasarım uygulamalarının çoğu Batı kültürü ve ortamına dayanmaktadır. Kuzey Afrika'da, özellikle de Güney Cezayir'de sürdürülebilir tasarımın uygulanmasına yönelik çalışmalar eksiktir. Çalışmanın amacı, Timimoune şehrinde yenilikçi sürdürülebilir mimari modellerin uygulanmasıyla çöl ortamına ve yerel kültüre uygun yeni mimari formlar sağlanabileceği hipoteziyle, Güney Cezayir kültürü ve ortamında dikkate alınabilecek yenilikçi sürdürülebilir mimari yönergeleri ve tasarım sonuçlarını önermektir. Bu araştırmada önerilen rehberde, bölgenin tarihi, kültürü, ekolojisi ve iklimi de dahil olmak üzere yer bağlamını dikkate alınmıştır. Güney Cezayir'deki tarihi ve turistik bir şehir olan Timimoune, yaşadığı çeşitli çevresel, ekonomik, kentsel, iklimsel ve sosyal sorunlar nedeniyle alan çalışması olarak seçilmiştir. Bu çalışma, kavramlar geliştirerek, bunları araştırılabilecek önemli konulara ve yönlere dönüştürmek için belirli özellikleri ve ilişkileri tanımlar. Tezin özünde, araştırma Timimoune şehrinin çöl doğasını açıklamaya odaklanacak ve ardından örnek alan çalışmasının çevresel, kültürel, sosyal ve ekonomik verilerini analiz etmeye odaklanacak, araştırmanın ikinci kısmında sürdürülebilir mimari teoriler geliştirilerek ve benzer örneklerin eleştirel analizi yapılacaktır. Bu çalışmanın ana bulgusu, Güney Cezayir kültürü ve ortamında sürdürülebilir mimarinin yenilikçi ilkelerini keşfetmektir.
Master Thesis
Klinik Olmayan Örneklemde Grup Sinematerapi Uygulamalarının Erken Dönem Uyum Bozucu Şemalar Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi
(2025) Torunoğlu, Gizem Ucuz; Bahayi, Kader
Bu çalışma, klinik olmayan örneklemde grup sinematerapi uygulamalarının erken dönem uyum bozucu şemalar üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Sinematerapi, psikoterapi sürecinde filmlerin terapötik amaçla kullanılmasını içeren bir müdahale yöntemi olarak, son yıllarda ruh sağlığı alanında giderek artan bir ilgi görmektedir. Araştırma, Bursa ilinde yaşayan ve internet üzerinden yapılan duyuruya başvuran 32 kişi arasından seçilen 12 yetişkin birey ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Veri Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form (YŞÖ-KF3), Young-Rygh Kaçınma Ölçeği ve Young Telafi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 8 hafta boyunca, haftada bir kez 90 dakikalık grup sinematerapi oturumları düzenlenmiştir. Her oturumda önceden belirlenen filmler üzerinden yapılandırılmış tartışmalar gerçekleştirilmiş ve katılımcıların şema yapılarına yönelik farkındalık geliştirmeleri hedeflenmiştir. Elde edilen veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın temel bulguları şu şekildedir: Young Şema Ölçeği'nin 14 alt boyutundan yalnızca Cezalandırılma alt boyutunda sinematerapi öncesi ve sonrası anlamlı bir azalma saptanmıştır. Diğer 13 alt boyutta zamana bağlı anlamlı değişimler gözlenmemiştir. Benzer şekilde, Young Kaçınma Ölçeği ve Young Telafi Ölçeği alt boyutlarında da sinematerapi öncesi ve sonrası anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Bununla birlikte, şema boyutları ile telafi ve kaçınma stratejileri arasında çeşitli anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir: Duygusal yoksunluk şeması ile eleştiriye tahammülsüzlük arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, karamsarlık şeması ile kontrol ve aşırı bağımsızlık arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler, sosyal izolasyon/güvensizlik şeması ile sıkıntıyı yok sayma arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar, kısa süreli grup sinematerapi uygulamalarının erken dönem uyum bozucu şemalar üzerinde sınırlı bir değişim yaratabildiğini ancak şema yapıları ile başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkileri ortaya koyduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, sinematerapi uygulamalarının daha uzun süreli ve yapılandırılmış programlar şeklinde planlanması gerektiğine işaret etmektedir.
Master Thesis
Yetişkinlerde Çevrimiçi Kumar Bağımlılığı İle Ebeveyn Tutumları İlişkisinde Yaşantısal Kaçınma ve İçgörü Düzeyinin Aracı Etkisinin İncelenmesi
(2025) Gökdemir, Özgü; Soygür, Arif Haldun
Kumar Oynama Bozukluğu, tekrarlanan ve alışkanlık haline gelen davranışlarla kendini gösteren bir bozukluktur. Günümüzde internet ve mobil cihazların yaygınlaşması, kumarın çevrimiçi olarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamıştır. Bu araştırma, yetişkinlerde çevrimiçi kumar bağımlılığı ile anne-baba tutumları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide yaşantısal kaçınma, kendine yansıtma ve içgörü düzeylerinin aracılık rolünü incelemektedir. İlişkisel tarama türünde yürütülen araştırmaya 407 yetişkin katılmıştır. Araştırmanın verileri Sosyo-Demografik Bilgi Formu, İnternet Kumar Bağımlılığı Ölçeği, Çok Boyutlu Yaşantısal Kaçınma Ölçeği-30, Kendine Yansıtma ve İçgörü Ölçeği ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre, erkek katılımcıların çevrimiçi kumar bağımlılığı puanlar kadın katılımcıların puanlarında daha yüksektir. Kadın katılımcıların ise yaşantısal kaçınma ve kendine yansıtma düzeylerinde daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Yaş grupları arasında demokratik tutum ve çevrimiçi kumar bağımlılığı düzeylerinde bazı farklar görülse de bu farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bağımlılık düzeyi sosyo-ekonomik duruma göre farklılaşmamaktadır. Yaşam biçimi açısından, yalnız yaşayan bireylerin çevrimiçi kumar bağımlılığı düzeyleri daha yüksek saptanırken; arkadaşlarıyla yaşayan bireylerin içgörü puanları daha yüksektir. Sigara ve alkol kullanan bireylerin çevrimiçi kumar bağımlılığı daha yüksek, kendine yansıtma ve içgörü düzeyleri daha düşüktür. Ebeveyn tutumları arasında pozitif ilişkiler bulunmuş, özellikle demokratik tutumun yaşantısal kaçınma, kendine yansıtma ve içgörü ile pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Çevrimiçi kumar bağımlılığı, içgörü ile negatif; yaşantısal kaçınma ile pozitif yönde ilişkilidir.Aracı etki analizlerine bakıldığında, demokratik tutumun çevrimiçi kumar bağımlılığına doğrudan etkisi bulunmamakla birlikte, yaşantısal kaçınma ve içgörü aracılığıyla dolaylı etkiler göstermiştir. Otoriter ve koruyucu tutumların ise yaşantısal kaçınma aracılığıyla bağımlılığı artırıcı dolaylı etkileri saptanmıştır.Tüm bu bulgular; çevrimiçi kumar bağımlılığının çok katmanlı psikososyal faktörlerden etkilendiğine işaret etmektedir.
Master Thesis
Okul Öncesi Eğitime Devam Eden 60-72 Ay Grubu Çocuklarda Özgül Öğrenme Güçlüğü Risk Faktörlerinin Ebeveyn Aracılığı ile Taranması ve Öğretmen Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi: Kocaeli Örneği
(2025) Genç, Zehra; Doğan, Handan
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitime devam eden 60-72 ay grubu çocukların ebeveynleri aracılığıyla ÖÖG risklerinin taranması ve okul öncesi öğretmenlerinin ÖÖG risk faktörlerine ilişkin bilgi düzeylerinin incelenmesidir. Betimsel tarama modeline dayalı olan bu çalışmada öğretmenlere 'Özgül Öğrenme Güçlüğüne İlişkin Soru Listesi' (Yiğiter, 2005), ebeveynlere ise 'Özgül Öğrenme Bozukluğu Tarama Ölçeği' (Oral, 2017) uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, Kocaeli ilindeki bağımsız anaokullarında görev yapan 395 öğretmen ve 557 ebeveynden elde edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, öğretmenlerin büyük bir bölümünün ÖÖG konusunda bilgi sahibi olduğunu ifade etmesine rağmen özellikle zekâ düzeyi, fark edilme dönemi gibi kavramsal konularda bilgi eksiklikleri olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde, ebeveynlerden elde edilen verilere göre ÖÖG'nin alt boyutlarından olan kavramsal beceriler ve motor becerilerde risk tarama puanları yüksekken kişilik özellikleri ve sosyal beceriler gibi alanlarda ise bu puanların düşük olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin bilgi düzeylerinin; yaş, mesleki kıdem ve öğrenim durumu gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği gözlenmiştir. Ebeveynlerde ise 31-40 yaşa aralığındaki bireylerin çocuklarının ÖÖG risklerinde daha düşük tarama puanına sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Özgül öğrenme güçlüğü, okul öncesi eğitim, öğrenme güçlüğü belirtileri. Tarih: 26.09.2025
Master Thesis
Yapay Zeka Destekli Otizm Spektrum Bozukluğu Tanısı: Makine Öğrenimi ve Derin Öğrenme Yaklaşımları
(2025) Irzooqi, Rusul Salah; Türeli, Didem Kıvanç
Otizmin spekturum bozukluğuna yönelik kapsamlı ve maliyetli değerlemelerin eğitimli sağlık profesyonellerince gerçekleştirilmesinin gerektirdiği iletişim zorluğuna ve tekrarlayan davranış kalıplarına sahip gelişimsel bir durumdur.Spekturum Katsayısı ve Görevden Geçirilmiş Otizme Erken Teşhis Kontrol Listesi dahil olmak üzere çeşitli araştırmacılar tarafından geliştirilen eleme araçlarıyla bu zorluğa karşı çözümler sunulmuştur.Bahsi geçen yöntemlerin doğru sonuçlar vermesinde kullanıcının uzmanlık seviyesine ve bilgi birikimine büyük özen göstermek gerekmektedir. Makine öğrenimi teknikleri; OSB teşhisinin doğru ve hızlı bir şekilde geliştirilmesinde önemli bir potansiyel sergilemektedir. Otomatik sınıflandırıcılar aracılığıyla oluşan sınıflandırma sistemleri; OSB teşhisinin tanı doğruğunu ve etkinliğini artırarak hassasiyetini iyileştirirken özünlülüğü ve verimini de artırmaktadır. Önerilen yöntemde; çeşitli OSBlere yönelik sorular ve bireylerin günlük aktivite verilerinde makine öğrenimi ile derin öğrenme teknikleri birleştirilmektedir. Çocuklar üzerinde yapılan deney sonucunda elde edilen verilerin analizi göstermiştir ki; makine öğrenimi tabanlı sınıflandırıcılar geleneksel yöntemlerden daha iyi performans sergileyerek tahmin doğruğunu artırmış ve hassasiyet ile spesifiklik bakımından da daha iyi sonuçlar vermiştir. Üç farklı sınıflandırma algoritması - %86 doğru oranıyla K-en yakın komşular (KNN), %96 doğru oranıyla stokastik gradyan inişi (SGD) ve %92 doğru oranıyla destek vektör makinesini (SVM) - otizm spektrum bozukluğuna yönelik veriler üzerinde test edildiler. Sistem derin öğrenme teknikleriyle %99,8 doğru oranına ulaştı. Makine öğrenimi ve derin öğrenme yöntemlerinin kullanılması; hem klinisyenler hem de bireyler için otizm spektrum bozukluğunun teşhisini geliştirmek adına daha iyi tanı araçları oluşturma konusunda büyük bir potansiyel sunuyor. Anahtar Kelimeler: Otizm tanısı, makine öğrenmesi, K-en yakın komşu, destek vektör makinesi (SVM).