Repository logoGCRIS
  • English
  • Türkçe
  • Русский
Log In
New user? Click here to register. Have you forgotten your password?
Home
Communities
Browse GCRIS
Overview
GCRIS Guide
  1. Home
  2. Browse by Author

Browsing by Author "Beydağ, Kerime Derya"

Filter results by typing the first few letters
Now showing 1 - 20 of 105
  • Results Per Page
  • Sort Options
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    0-12 Aylık Bebeği Olan Annelerin Emzirme Öz-Yeterliliği ve Anne Sütünü Arttırmaya Yönelik Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi Kullanma Eğilimleri
    (2021) Gökçe, Necip Erdem; Beydağ, Kerime Derya
    AMAÇ: Çalışma, 0-12 aylık bebeği olan annelerin emzirme öz yeterliliğiile anne sütünü arttırmaya yönelik tamamlayıcı ve alternatiftedavi kullanma eğilimlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.YÖNTEM: Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki çalışmanın örneklemini,Edirne İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Edirne Halk Sağlığı bünyesindekiAile Sağlığı Merkezlerine Temmuz-Aralık 2018 tarihleriarasında kayıtlı, 0-12 ay bebeği olan ve bebeğini emziren 154 anneoluşturmuştur. Veriler, demografik soru formu, Emzirme Öz-YeterlilikÖlçeği (EÖYÖ) ve Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı TutumÖlçeği (TATKTÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde,Kolmogorov-Smirnov testi, Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallistesti ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır.BULGULAR: Annelerin yaş ortalaması 29,57±5,14 yıl olup,%39,6’sı üniversite ve lisans üzeri eğitim mezunu, %55,2’si çalışmaktadır.Annelerin TATKTÖ toplam puan ortalaması 28,66±5,99ve EÖYÖ toplam puan ortalaması 58,58±8,17 olarak bulunmuştur.TATKTÖ ile EÖYÖ puan ortalamaları arasında ilişki bulunmamıştır(p>0,05).SONUÇ: Çalışma sonucunda, annelerin emzirme öz yeterliliklerininyüksek olduğu, tamamlayıcı ve alternatif tıbba yönelik tutumlarınınolumsuza yakın olduğu belirlenmiştir
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    0-12 aylık bebeği olan annelerin emzirme öz-yeterliliği ve anne sütünü arttırmaya yönelik tamamlayıcı ve alternatif tedavi kullanma eğilimleri
    (2019) Gökçe, Necip Erdem; Beydağ, Kerime Derya
    Bu çalışma, 0-12 aylık bebeği olan ve bebeğini anne sütü ile beslemeye devam eden annelerin, emzirme öz yeterlilik durumları ile anne sütünü arttırmaya yönelik tamamlayıcı ve alternatif tedavi kullanma eğilimlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki çalışmanın evrenini Edirne İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Edirne Halk Sağlığı bünyesindeki Aile Sağlığı Merkezlerine Temmuz - Aralık 2018 tarihleri arasında kayıtlı olan 0-12 ay bebeği olan ve bebeğini emziren 154 anne oluşturmuştur. Veriler, demografik özelliklere yönelik anket formu, Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği (EÖYÖ) ve Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (TATKTÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Kolmogorov-Smirnov testi, Mann-Whitney U testi, Kruskall-Wallis testi ve Spearman Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan annelerin yaş ortalaması 29,57±5,14 yaş olup, %39,6'sı üniversite ve üzeri mezunu, %55,2'si herhangi bir işte çalışmakta olduğu saptanmıştır. Annelerin TATKTÖ toplam puan ortalaması 28,66±5,99, EÖYÖ toplam puan ortalaması 58,58±8,17 olarak bulunmuştur. Annelerin yaş grubu, eğitim durumu, aile tipi, sosyal güvence varlığı, işte çalışma durumu, gelir durumu, gebeliğin planlı olma durumu, gebelikte sağlık sorunu yaşama durumu ve doğum şekli, ilk emzirme zamanı, emzirme hakkında bilgiyi kimden aldığı, eşin emzirmeye karşı tutumu, bebeğe verilen ilk gıda, bebeğin şu an kaç aylık olduğu, bebeğin cinsiyeti ve emzirme sorunu yaşama durumu, TAT yöntemi kullanma durumu, su, boza, yaş maya, malt içecek ve bulgur değişkenleri ile TATKTÖ ve EÖYÖ puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Annelerin gebelik sayısı, doğum sayısı, yaşayan çocuk sayısı, doğum öncesi eğitim alma durumu, şu an emzirme durumu, anne sütü dışında ek gıda verilme nedeni, günde kaç kez emzirdiği, TAT hakkında yeterli bilgiye sahip olma durumu, TAT yöntemlerinden komposto değişkenleri ile emzirme öz-yeterlilik ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır (p<0,05). Annelerin emzirme ile ilgili bilgi alma durumu, anne sütü dışında ek gıda verilme nedeni ile TATKTÖ aldıkları toplam puanlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0,05). TATKTÖ ile EÖYÖ arasında ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Sağlık çalışanlarının annelerin emzirme öz-yeterlilik algılarının güçlendirecek, eğitim programları hazırlamalı, TAT yöntemlerinin kullanım durumlarını sorgulamaları bilgilendirmeli, üzerine düşen sorumlulukların bilincinde olmaları önerilmektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    0-6 ay arası bebeği olan annelerin COVID-19 korkusu ile emzirme tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (2021) Kanber, Bahar; Beydağ, Kerime Derya
    Bu araştırmada, 0-6 ay arası bebeği olan annelerin COVID-19 korkusu belirlenmesi ile korku düzeyleri ile emzirme tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, İstanbul'daki bir özel hastanede 1 Kasım-31 Aralık 2020 tarihleri arasında başvuran 244 anne ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, tanıtıcı veri formu, COVID-19 Korkusu Ölçeği ve Iowa Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, minimum, maximum, Bağımsız t testi, ANOVA varyans testi ve spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada kapsamındaki annelerin COVID-19 Korkusu Ölçeği puan ortalaması 23,33±4,19 ve Iowa Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği puan ortalaması 63,63±5,77 olarak bulunmuştur. Annelerin ve bebeklerin demografik özellikleri ve emzirmeye ilişkin özelliklerinin COVID-19 korku düzeyi ve bebek beslenmesi tutumunu etkilemediği saptanmıştır (p>0,05). Annelerin COVID-19 korkusu arttıkça bebek beslenmesi tutum düzeyleri de pozitif yönde artmaktadır (p<0,05). Çalışma sonucunda, anne ve anne adaylarının emzirme ile COVID-19 arasındaki ilişki ile ilgili bilgilendirilmesi önerilmektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    24-28 haftalık gebelerin oral glikoz tarama testi memnuniyetlerinin değerlendirilmesi
    (2016) Bilgin, Özlem; Beydağ, Kerime Derya
    Bu çalışmanın amacı, 24-28. haftalar arası gebelerin, Oral Glikoz Tolerans Testi'ne (OGTT) dayalı, Gestasyonel Diyabet Tarama Testi (GDTT) tercihlerini sorgulamak, test esnasında karşılaştıkları sorunları belirlemek ve testten memnuniyetlerini ölçmektir. Çalışmanın örneklemini, Yeditepe Üniversitesi Hastanesi'ne 26 Şubat 2015-25 Mart 2015 tarihleri arasında başvuran 100 gebe oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan gebelerin yaş ortalaması 32,06 ± 4,3 olarak saptanmıştır. Gebelerin %72'sinin eğitiminin üniversite ve sonrası olduğu ve gebelik haftası ortalamasının 22,52 ± 1,9 olduğu saptanmıştır. Gebelerin %39'unun OGTT testinin ne amaçla yapıldığı hakkında kısmen yeterli bilgiye sahip oldukları, %41'inin bilgiyi doktordan edindikleri görülmüştür. Gebelerin %68'inin 75gr OGTT'yi tercih ettikleri, %41'inin tercih nedeninin testin kesin sonuç vermesi olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan gebelerin, memnuniyet düzeyi ortalaması 2,79 ± 0,95'e karşılık 'kararsızım' olarak belirlenip, gebelerin %49'u testin 'zor olduğunu, mide bulantısı, baş dönmesi yaptığını, uzun sürdüğünü' ifade etmiştir. Çalışmaya katılan gebelerin test tercihi ile memnuniyet nedenleri ve sonraki gebeliklerindeki test tercihi dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki vardır (p<0,05). Gebelerin 75 gr OGTT testinden memnuniyet düzeyleri diğer teste göre daha yüksek bulunmuş; 75 gr OGTT testi yaptıranların sonraki gebeliklerinde aynı testi yaptırmayı istedikleri saptanmıştır. Gebelerin, OGTT testi hakkında bilgilerinin kısmen yeterli olduğu, bu nedenle doktor, hemşire ve ebelerin testin gerekliliği konusunda daha fazla bilgilendirme yapmaları gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Gestasyonel Diabetes Mellitus, Oral Glikoz Tolerans Testi, Gebelik, Memnuniyet, Değerlendirme.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    40 yaş üzeri kadınların doğurganlığa yönelik tutumları ve etkileyen faktörler
    (2021) Üstün, Seda; Beydağ, Kerime Derya
    Bu araştırma, 40 yaş üzeri kadınların doğurganlığa yönelik tutumları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, Mayıs-Aralık 2020 tarihleri arasında 242 kadın ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, demografik veri formu ve Kadınların Doğurganlığa Yönelik Tutumları Ölçeği (KDYTÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, medyan, minimum, maksimum, t testi, Anova testi, Kruskall-Wallis testi ve sperman korelasyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların 'çocuk sahibi olmanın yaşam üzerine negatif etkisi' alt boyut puan ortalaması 21,40±6,62; 'çocuk sahibi olmanın yaşam üzerine pozitif etkisi' alt boyut puan ortalaması 27,29±7,71; 'anne olma hakkında karmaşık düşünceler' alt boyut puan ortalaması 14,47±2,95 olarak bulunmuştur. Kadınlardan üniversite mezunu olan ve çalışanların 'çocuk sahibi olmanın yaşam üzerine negatif etkisi' alt boyut puan ortalaması diğerlerine göre daha yüksek iken; ilköğretim mezunu olan ve çalışmayanların 'çocuk sahibi olmanın yaşam üzerine pozitif etkisi' alt boyut puan ortalaması daha yüksek olarak bulunmuştur (p<0.05). Kadınlardan çocuğu olanlar, iki kez gebelik geçirenler, AP hizmeti alanlar, modern yöntem kullananlar ve diğer nedenlerle yöntem kullanmadığını belirtenlerin 'anne olma hakkında karmaşık düşünceler' alt boyut puan ve ölçek toplam puanlar ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Kadınlardan ideal gebelik yaşını 30 yaş ve üzeri ve üzeri olarak belirtenlerin 'çocuk sahibi olmanın yaşam üzerine negatif etkisi' alt boyut puan ortalamasının daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kadınların yaşlarının ise doğurganlığa yönelik tutumlarını etkilemediği belirlenmiştir (p>0,05). Çalışma sonucunda, 40 yaş üzeri kadınlara etkili aile planlaması danışmanlığının sürdürülmesi ve hizmete ulaşmalarının sağlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler : Doğurganlık, Tutum, 40 yaş, Kadın.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Article
    Abdominal Histerektomi Sonrası Görülen Cerrahi Alan Enfeksiyonlarının Risk Faktörlerinin ve Tedavi Süreçlerinin İncelenmesi
    (2012) Beydağ, Kerime Derya; Merih, Yeliz Doğan; Gürbüz, Ayşen; Yaşar, Meryem Kocabey; Güngör, Pınar
    Amaç: abdominal histerektomi ameliyatları sonrasında gelişen cerrahi alan enfeksiyonlarının risk faktörlerini ve tedavi süreçlerini belirlemek Metaryal-Metod: Araştırmamız bir özel dal eğitim araştırma hastanesinin jinekoloji servislerinde tanımlayıcı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmamızın örneklemini, 3 yıl süre içerisinde abdominal histerektomi ameliyatı olmuş ve operasyon sonrası cerrahi alan enfeksiyonu gelişmiş 50 olgu oluşturmuş, olgulara ait risk faktörleri ve tedavi süreçleri belirlenerek istatistiksel değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Bulgular: : 3 yıllık dönem içinde abdominal histerektomi ameliyatı sonrası cerrahi alan enfeksiyonu oranının %2,1 olarak bulunmuştur. Olguların cerrahi alan enfeksiyonuna ait risk faktörleri değerlendirildiğinde; %45inin beden kitle indeksinin yüksek olduğu, %30unda diabet öykü- sünün yer aldığı, ameliyat öncesi en az 2 gün sü- reyle hastanede yatma öyküsünün bulunduğu ve %96sının ameliyat süresinin 60 dk-üzeri oldu- ğu belirlenmiştir. Katılımcıların %90ında ilk 20 gün içerisinde yüzeyel cerrahi alan enfeksiyonlarının görüldüğü, hastaların %96sına antibiyotik tedavisi başlandığı, antibiyotikler içerisinde 3.grup sefalosporinlerin daha çok tercih edildiği ve vakaların % 34üne sekonder sütur atıldı- ğı saptanmıştır. Sonuçlar: Hastanemizde son olduğu, gerek ülkemizdeki gerekse dünyadaki standart enfeksiyon verileri ile karşılaştırıldığında oranımızın dü- şük olduğu, cerrahi alan enfeksiyonu gelişen hastaların standartlarda belirlenen risk faktörlerine sahip olduğu ve uygulanan tedaviler sonrasında hastaların şikayetlerinin ortadan kalkarak taburcu edildiği belirlenmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Adıyaman Devlet Hastanesi'nde çalışan hemşirelerin güçlendirme algısına ilişkin sorunların belirlenmesi
    (2016) Akgün, Sibel; Beydağ, Kerime Derya
    Sağlık sektöründe meydana gelen değişimler sayesinde sağlık kurumlarında güçlendirme algısının ve ortamı güçlendirmenin önemi hızla artmıştır. Sağlık kuruluşlarınca, güçlendirme algısının iyi yönetilmesi rekabet avantajı sağlamakta, bunun yanında hasta memnuniyeti, güven ve süreklilik gibi avantajlar sağlamaktadır. Bu çalışmasının amacı, Adıyaman Devlet Hastanesi'nde görev yapan hemşirelerinin güçlendirme algılarının ve ortamın güçlendirilmesinde hangi faktörlerin etkili olduğunun saptanmasıdır. Bu araştırmada; literatür taramasına dayanılarak oluşturulan anket 2014 Yılı Haziran ayında Adıyaman Devlet Hastanesi'nde görev yapan 285 hemşireye uygulanmış olup, güçlendirme algısı ve ortamı güçlendirmeye ilişkin sahip oldukları düşünceleri değerlendirilmiştir. Araştırmada hemşirelerin, işlerini nasıl yapacakları hakkında karar verme konusunda özgür olduklarına, verdikleri kararların sorumluluğunu taşıdıklarına, yaptıklarının sorumluluğunu aldıklarına, eylemlerinin sonuçlarının sorumluluğunu taşıdıklarına, işlerinde çok fazla özerkliğe/otonomiye sahip olduklarına, yaptıkları işten bireysel olarak sorumlu olduklarına, işleri ile ilgili kendilerini etkileyecek kararların alınmasında yer aldıklarına, işlerinin nasıl yapılacağına ilişkin kararları kendilerinin verdiklerine, işlerinde, fikirlerine ve katkılarına değer verildiğine katıldıkları bulunmuştur. Çalışma ortamı güçlendirme süreci, sağlık sektörünün karmaşık yapısından dolayı, hastanelerde farklılık göstermektedir. Ancak; çalışma ortamını güçlendirme tüm birimlerin birbirine entegre olması gerektirmektedir. Hastanelerde hemşirelerin çalışma ortamlarının güçlendirilmesi ve güçlendirme algı düzeylerinin yükseltilmesi insan hayatı söz konusu olduğu için titizlikle yapılmalıdır. Bu amaçla çalışma ortamını güçlendirme konusunda 6 ayda bir ya da gerek duyulduğu kadar hizmet içi eğitimler verilmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Adölesan kız öğrencilere dismenore ve cinsel mitlere yönelik verilen eğitimin bilgi düzeyine etkisi
    (2016) Uysal, Merve; Beydağ, Kerime Derya
    Bu çalışma, adölesan kız öğrencilerin dismenore ve cinsel mitlere yönelik bilgi düzeylerini ölçmek, çalışma ile ilgili verilen eğitimle kız öğrencilerin bilgi düzeyine olumlu yönde katkı sağlamak amacıyla yapılan iki aşamalı yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın verileri, Aralık 2015 ve Nisan 2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili Avrupa yakasında eğitim veren bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören toplam 402 kız öğrenciden, örneklem seçimine gidilmeden ulaşılabilen, araştırmaya katılmaya kabul eden 350 kız öğrenci oluşturmuştur. Veriler öğrencilerden ''Kişisel Bilgi Formu''ve ''Dismenore ve Cinsel Mitler Bilgi Testi - Ön test''le toplanıp sonrasında yaklaşık 30 dakikalık bir eğitim verilmiştir. Eğitimden iki hafta sonra aynı öğrencilere ''Dismenore ve Cinsel Mitler Bilgi Testi - Son test'' uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Veriler ortalama, standart sapma, medyan en düşük, en yüksek, frekans ve oran değerleri, hesaplamalarda Kolmogorov Simirnov test, Kruskal-wallis, Mann-Whitney U testi, McNemar ve Wilcoxon test kullanılmıştır. Öğrencilerin dismenore ve cinsellikle ilgili %33.1' i daha önceden eğitim almışken, %66.9'u eğitim almamıştır. Öğrencilerin %55.1' i dismenore ile bilgi düzeylerini, %47.7' si ise cinsellikle ilgili bilgi düzeylerini kısmen yeterli görmektedir. Aldıkları eğitimden memnuniyet durumları %88.3'ü çok memnun kaldığını ve %96.3'ü ise bu tarz eğitimlere devam etmelidir demiştir. Eğitim sonrası toplam puan eğitim öncesine göre anlamlı (p ˂ 0.05) artış göstermiştir. Yaş ve bulunduğu sınıf arttıkça ve adet görme süresi arttıkça eğitim öncesi verilen doğru sayısı anlamlı (p ˂ 0.05) olarak artış göstermiştir. Ailede kaçıncı çocuk olması, annenin eğitim durumu, anne –baba birlikte olma durumu, ailenin aylık geliri, ailenin yaşadığı yer, daha önceden dismenore ve cinsellikle ilgili eğitim alma durumu eğitim öncesi toplam puanı anlamlı (p ˃ 0.05) farklılık göstermemiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Akademisyen hemşirelerin HPV enfeksiyonu ve aşılanmasına ilişkin sağlık inancı ve etkileyen faktörler
    (2021) Doğan, Yeşim; Beydağ, Kerime Derya
    Bu araştırma, akademisyen hemşirelerin HPV enfeksiyonu ve aşılanmasına ilişkin sağlık inancı ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı nitelikte araştırma, kartopu örnekleme yöntemi ile sosyal paylaşım ağı üzerinden çevrim içi anket olarak paylaşılarak gönüllü akademisyen hemşireler çalışmaya dâhil edilmiştir. Çalışmanın örneklem hesaplaması G Power 3.1 paket programı ile yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi 0.5 etki büyüklüğü ve 0.80 güç ile 149 kişi olarak belirlenmiştir. Çalışma Türkiye'deki üniversitedelerde aktif çalışan 201 akademisyen hemşire ile 1 Ağustos- 1 Ekim 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler, ilgili literatür doğrultusunda hazırlanmış olan demografik soru formu ve Human Papillomavirüs Enfeksiyonu ve Aşılamasına ilişkin Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (HPVA-SİMÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, medyan, minimum, maximum, independent t testi, Anova testi, Kruskal Wallis testi, stuedent t testi ve spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Katılımcıların, HPVA-SİMÖ 'yarar algısı' alt boyut puan ortalaması 9,05±2,01; 'duyarlılık algısı' alt boyut puan ortalaması '5,45±1,49; 'ciddiyet algısı' alt boyut puan ortalaması '12,14±2,68; 'engel algısı' alt boyut puan ortalaması 10,48±2,83 olarak bulunmuştur. Katılımcılardan evli olanların 'engel algısı' nın daha düşük olduğu, geliri giderinden fazla olanların ise 'yarar algısı' nın daha yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların HPV aşısı yaptırma durumu ile 'duyarlılık algısı' ve 'engel algısı' alt boyut puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). HPV aşısı yaptıranların 'duyarlılık algısı' yüksek iken, 'engel algısı' düşük bulunmuştur. Risk grubunda olmadığı için aşı yaptırmadığını belirtenlerin 'duyarlılık algısı' düşük iken, aşı pahalı olduğu için yaptırmadığını söyleyenlerin 'engel algısı' yüksektir. Aşı ücretsiz olması durumunda yaptıracağını belirtenlerin 'yarar algısı' yüksek iken, fazla kişinin aşı yaptırması durumunda aşı yaptıracağını belirtenlerin 'duyarlılık algısı' düşük çıkmıştır. Aşı yaptırmayı istediğini belirtenlerin 'yarar algısı' ve 'duyarlılık algısı' yüksek iken, 'engel algısı' düşük bulunmuştur. Katılımcılardan çevresindeki bireylere ve hemşirelik öğrencilerine HPV aşısını önerenlerin 'yarar algısı' ve 'duyarlılık algısı' yüksek, 'engel algısı' düşük olarak bulunmuştur. Katılımcılarının yaşlarının inanç düzeylerini etkilemediği belirlenmiştir. Hemşire akademisyenlerin, HPV aşısına yönelik yanlış inanışların ortadan kaldırılmasının sağlık inançlarını arttırmada etkili olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: HPV aşısı, Hemşire, Akademisyen, Sağlık inancı.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Aktif cinsel hayatı olan kadınlarda genital benlik imajı ve cinsel hayat kalitesi ilişkisinin belirlenmesi
    (2022) Ayan, Melek Yaşar; Beydağ, Kerime Derya
    Bu araştırma, aktif cinsel yaşamı olan kadınlarda genital benlik imajı ve cinsel yaşam kalitesi ilişkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipteki araştırma, sosyal iletişim ağı üzerinden çevirimiçi anket olarak 1 Aralık 2020-1 Mart 2021 tarihleri arasında, aktif cinsel yaşamı olan 912 kadın ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, demografik soru formu, Kadın Genital Benlik İmajı Ölçeği ve Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği ile elde edilmiştir. Kadınların Kadın Genital Benlik İmajı Ölçeği puan ortalaması 21,35±4,05 ve Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalaması 73,90±16,38 olarak bulunmuştur. Kadınların Genital Benlik İmajı Ölçeği ile Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği puan ortalaması arasında pozitif yönde zayıf ilişki saptanmıştır (p<0,05). Kadınların cinsel hayattan memnuniyeti arttıkça ve vajinal enfeksiyon yaşama sıklığı azaldıkça genital öz-imaj artış göstermektedir. Kadınlardan cinsel hayatından memnun olan, cinsel partneri ile uyumlu olan ve cinsel partnerin cinsel organı ile ilgili görüşünün önemli olduğunu düşünenlerin cinsel yaşam kaliteside artmaktadır. Hemşire ve ebeler, cinsel yaşam kalitesini değerlendirirken, genital benlik imajını da değerlendirmelidir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Bir Aile Sağlığı Merkezine Başvuran Evli Kadınlarda Aile Planlaması Tutumu ile Gebelikten Kaçınma İsteği İlişkisi
    (2024) Şahin, Merve; Beydağ, Kerime Derya
    Bu araştırma, İstanbul ili Kartal ilçesine bağlı bir Aile Sağlığı Merkezi'ne başvuran evli kadınların aile planlaması tutumu ve gebelikten kaçınma isteklerini belirlemek ve her iki durumun birbiri üzerine etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırma, Ocak-Nisan 2023 tarihleri arasında, evli ve gebe kalmaya engel bir durumu olmayan 159 kadın ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, tanıtıcı soru formu, Aile Planlaması Tutum Ölçeği ve Gebelikten Kaçınma İsteği Ölçeği ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri, pearson korelasyon katsayısı, t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamındaki kadınların, yaş ortalaması 33,10±6,46 yaştır, %39'u 1-5 yıldır evli, %84,3'ü üniversite mezunu ve %70,4'ünün gelirinin giderine denktir. Kadınların %37,7'si şu anda etkin olmayan doğum kontrol yöntemi kullandığını, %65,4'ü aile planlaması ile ilgili sağlık profesyonellerinden danışmanlık almadığını ve %44'ü şu anda gebe kalmaktan korktuğunu ifade etmiştir. Araştırma kapsamına alınan kadınların Aile Planlaması Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 68,00±24,27 ve Gebelikten Kaçınma İsteği Ölçeği toplam puan ortalaması 2,23±0,90 olarak bulunmuştur. Aile Planlaması Tutum Ölçeği puanları ile Gebelikten Kaçınma İsteği Ölçeği puanları arasında negatif yönde zayıf ilişki saptanmıştır (r=-0,188). Kadınlardan geliri giderine denk olanların Aile Planlaması Yöntemlerine İlişkin Tutumlarının daha olumsuz olduğu saptanmıştır (p<0,05). Araştırma kapsamındaki kadınlardan 31-46 yaş grubunda olanların, ikinci gebeliği olanların, iki çocuğu olanların, istemeden gebe kalanların ve şu anda gebe kalmaktan korkanların Gebelikten Kaçınma İsteği Ölçeği toplam puanları yüksek bulunmuştur (p<0,05). Birinci basamakta çalışan hemşire ve ebeler doğurgan yaştaki kadınların aile planlaması tutumunu ve gebelikten kaçınma isteklerini değerlendirmeli, her iki duruma etki eden faktörlere yönelik danışmanlık vermeli ve tüm kadınların aile planlaması danışmanlığı almasını sağlamalıdır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Bir aile sağlığı merkezine başvuran gebelerin gebelikte yapılan prenatal tarama testlerine ilişkin görüş ve tutumlarının incelenmesi
    (2021) Uğurlu, Merve; Beydağ, Kerime Derya
    Bu araştırma, gebelerin prenatal tarama testlerine ilişkin görüş ve tutumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Niteliksel tipteki bu çalışmanın örneklemini, İstanbul ili Ümraniye ilçesindeki bir aile sağlığı merkezine 01.12.2020-01.02.2021 tarihleri arasında başvuran birinci trimesterdeki10 gebe oluşturmuştur. Veriler, kişisel bilgi formu ve görüşme soruları formu ile elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan gebelerin yüksek oranda prenatal tarama testleri hakkında bilgi sahibi oldukları ve sağlık profesyonellerinin verdikleri bilgileri yeterli gördükleri saptanmıştır. Testler hakkında bilgilendirmeyi yapan sağlık profesyonelinin daha çok kadın doğum doktorları ve hemşireler olduğu tespit edilmiştir. Testleri yaptırmanın zorunlu olmadığının bilinmesine karşın gebelerin çoğunun tarama testlerini yaptıracağı saptanmıştır. Tarama testleri sonucunun olumlu çıkması durumunda gebelik sürecinin olumlu etkileneceği fakat risk tespit edilmesi durumunda da gebeliği sonlandırma düşüncesinin olmadığı saptanmıştır. Tarama testlerine yönelik sosyal çevrenin etkisinin sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Gebelerin tarama testlerini yaptırma aşamasında randevu ve maliyet sorunları yaşadıkları tespit edilmiştir. Gebelerle çalışan ebe ve hemşirelere, prenatal tarama testleri konusunda daha etkili hizmet sunabilmeleri için, hizmet içi eğitimler planlanması konu hakkındaki bilgi düzeylerinin artırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Gebelik, Prenatal test, Görüş, Tutum.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Bir rehabilitasyon hastanesinde çalışan hemşirelerin psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları ile psikolojik yardım alma nedeniyle damgalanma algısı
    (2020) Yılmaz, Fatma Helin; Beydağ, Kerime Derya
    Bu araştırmanın amacı, İstanbul ili Avrupa yakasında hizmet veren bir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (EAH) çalışan hemşirelerin psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları ve psikolojik yardım alma nedeniyle sosyal damgalanma konusundaki görüşlerini belirlemek, her iki durum arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini, hastanede çalışan 248 hemşire oluşturmuş, evren belli olduğu durumda örneklem hesaplama formülüne göre belirlenen 160 hemşire örnekleme dahil edilmiştir. Veriler tanıtıcı özellikler soru formu, Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği-Kısa Form (PYAİTÖ-KF) ve Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği (PYANSDÖ) aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, t-testi, Kruskal Wallis testi, Man Whitney U testi kullanılmış, ölçeklerden alınan puanlar arasındaki ilişkiye Spearman korelasyon analizi ile bakılmıştır. Hemşirelerin %18,8'i daha önce bir uzmandan psikolojik destek aldığını, %65'i destek almak için uzmana gittiğini ailesinden gizlemeyeceğini ve %28,8'i uzmana gittiğini arkadaşlarından gizleyeceğini ifade etmiştir. Hemşireleri %23,8'i psikolojik destek ihtiyacı olduğunda öncelikle uzmandan destek alacağını belirtmiş ve %16,3'ü profesyonel destek alması konusunda çevresinin kendisini teşvik etmediğini ifade etmiştir. Hemşirelerin %45,6'sı ruhsal hastalığı olan bireylerin toplum tarafından fark edildiğini ve sosyal ilişkilerden dışlandığını düşündüğünü belirtmiştir. Hemşirelerin %33,8'i diğer insanların hakkındaki düşüncelerinin önemli olmadığını ve %66,3'ü ruhsal hastalığı olan bireyler üzerindeki olumsuz algıların mesleki saygınlığı etkilediğini ifade etmiştir. Hemşirelerin PYANSDÖ puan ortalaması 10,51±1,9 ve PYAİTÖ-KF puan ortalaması 27,46±2,92 olarak belirlenmiştir. Hemşirelerin ailesi ve arkadaşlarından uzmana gitme durumunda bunu gizlemesi, ruhsal sorunu olan bireylerin dışlandığını düşünme durumu, diğer insanların hakkındaki düşüncelerine önem verme durumu ve ruhsal hastalığın mesleki saygınlığı etkilediğini düşünme durumu ile PYANSDÖ puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Hemşirelerden daha önce bir uzamandan kendisi için destek alma durumu ile PYAİTÖ-KF puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Ölçeklerin puan ortalaması negatif yönde zayıf ilişki bulunmuştur (p<0,05). Hemşirelerden sosyal damgalanma algısı yüksek olanların, psikolojik yardım almaya ilişkin tutumları daha olumsuzdur.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Böbrek nakli yapılmış olan hastaların nakil sonrası anksiyete (kaygı) durumlarının incelenmesi
    (2015) Öztürk, Dilber Demirtaş; Beydağ, Kerime Derya
    Araştırma, böbrek nakli olmuş ve 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde rutin kontrol ve tedavileri yapılan hastaların nakil sonrasındaki anksiyete durumlarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Samsun ilindeki 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Böbrek Nakli Polikliniğine 15 Mart- 15 Mayıs 2014 tarihleri arasında başvuran, 18 yaş ve üzerinde, Türkçe konuşabilen, mental hastalığı olmayan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 107 hasta oluşturmuştur. Veriler, tanımlayıcı bilgi formu ve Spielberger ve arkadaşları (1970) tarafından geliştirilmiş, Öner ve Le Compte (1985) tarafından Türk toplumuna uyarlaması yapılmış olan Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği ile elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında, sayı-yüzdelik hesaplamaları, t testi, Anova testi, Kruskal Wallis testi ve Man Whitney testleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yer alan hastaların durumluk kaygı ölçeği puan ortalaması 43,87±,62 iken; Sürekli Kaygı Ölçeği Puan ortalaması 48,51±,64 olarak saptanmıştır. Hastaların demografik ve hastalığa ilişkin özellikleri ile Durumluk ve Sürekli Kaygı ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05).
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Cerrahi servislerinde çalışan hemşirelerin hemşirelik imajı ve etkileyen faktörler
    (2017) Aşçı, Burcu; Beydağ, Kerime Derya
    Bu çalışma, cerrahi servislerinde çalışan hemşirelerin hemşirelik imajını ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki çalışmanın evrenini, Şişli Florence Nigtingale Hastanesinin cerrahi servislerinde 30 Eylül-30 Ekim 2017 tarihlerinde çalışan 172 hemşire oluşturmuştur. Örneklem seçimine gidilmeden evren üzerinde çalışılmak istenmiş, ancak çalışmaya katılmak istemeyen/ raporlu-izinli hemşirelerin olması nedeniyle 155 (%90,1) hemşire örneklemi oluşturmuştur. Veri toplama işlemine başlamadan önce etik kurul onayı ve hastaneden çalışma izni alınmıştır. Veriler, tanımlayıcı veri toplama formu ve Hemşirelik İmajı Ölçeği ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı-yüzdelik hesaplamaları, Kruskal Wallis testi, Man Whitney U testi, Anova testi ve t testi kullanılmıştır. Çalışmaya katılan hemşirelerin %70,3'ü 20-25 yaş grubunda, %60,6'sı lisans mezunu, %74,2'si kadın, %85,2'si bekâr ve %84,5'inin çocuğu yoktur. Hemşirelerin %54,2'inin 1-5 yıldır meslekte çalıştığı, %55,5'inin 1-5 yıldır kurumda çalıştığı, %78,1'inin bölümdeki hemşire sayısını yetersiz bulduğu, %86,5'inin gece/gündüz vardiyası şeklinde çalıştığı, %65,2'sinin mesleğinden memnun olduğu ve %60,6'sının mesleğini değiştirmeyi istemediği belirlenmiştir. Hemşirelerin Hemşirelik Mesleğine Yönelik İmaj Ölçeği puan ortalaması 108,09±17,83 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin yaş grubu, öğrenim durumu, cinsiyeti, medeni durumu, çocuk sahibi olma durumu, meslekte çalışma yılı ve kurumda çalışma yılı ile Hemşirelik Mesleğine Yönelik İmaj Ölçeği puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0,05). Hemşirelerin yaş grubu arttıkça Hemşirelik Mesleğine Yönelik İmaj Ölçeği puan ortalamasının arttığı, öğrenim durumu arttıkça Hemşirelik Mesleğine Yönelik İmaj Ölçeği puan ortalamasının azaldığı görülmüştür. Erkek hemşirelerin, evli ve çocuğu olanların, meslekte ve kurumda çalışma süresi fazla olanların Hemşirelik Mesleğine Yönelik İmaj Ölçeği puan ortalamasının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin bölümdeki hemşire sayısını yeterli bulma durumları, çalışma şekli, mesleğinden memnun olma durumu ve mesleğini değiştirmeyi isteme durumları ile hemşirelik mesleğine yönelik imaj ölçeği puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Anahtar kelimeler: Hemşirelik, imaj, hemşirelik imajı, cerrahi hemşireliği.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Çocuk kliniğinde yatan 0-1 yaş grubu çocukların annelerinin sağlık okuryazarlık düzeyi ve etkileyen faktörler
    (2023) Altınışık, Ayşegül; Beydağ, Kerime Derya
    Araştırmada, çocuk kliniğinde yatan 0-1 yaş grubu çocukların annelerinin sağlık okuryazarlık düzeyini ve etkileyen faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Tanımlayıcı tipteki araştırma, Eylül-Aralık 2022 tarihleri arasında Sağlık Bakanlığı Hendek Devlet Hastanesi çocuk kliniğinde yatan 0-1 yaş grubu çocukların ebeveyni olan 104 anne ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, Anne Tanıtım Formu ve Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ile elde edilmiştir. Annelerin Avrupa Sağlık Okuryazarlığı Ölçeğinin toplam puan ortalamasının 17,03±1,299, tedavi ve hizmet boyutu puan ortalamasının '33,59±8,20', hastalıklardan koruma alt boyutu puan ortalamasının '29,34±8,99' ve sağlığın geliştirilmesi alt boyutunun puan ortalamasının ise '34,94±10,13' olduğu bulunmuştur. Araştırma kapsamına alınan annelerin %11,5'nin 'yetersiz sağlık okuryazarlık düzeyi', %44,2'sinin 'sorunlu/sınırlı sağlık okuryazarlık düzeyi', %32,7'sinin 'yeterli sağlık okuryazarlık düzeyi' ve %11,6'sının 'mükemmel sağlık okuryazarlık düzeyi' ne sahip oldukları ve bireylerin ölçeklerden alına skorları SOY düzeyinin arttığı saptanmıştır. Araştırmaya dahil olan annelerden ilkokul mezunu olan, çalışmayan ve çocuğu ilk kez hastaneye yatmış olanların sağlık okuryazarlığının daha düşük düzeyde olduğu belirlenmiştir. Annelerden sağlık okuryazarlığı kavramını bilen ve sağlık okuryazarlığının önemli bir kavram olduğunu düşünenlerin ölçek toplam puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Primer bakım verici rolündeki annelerin pediatri hemşireleri aracılığıyla verilecek eğitimlerle sağlık okuryazarlık düzeylerinin yükseltilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Anne, Sağlık okuryazarlık, Sağlık, çocuk
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Depresyon tedavisi gören evli kadınlarda cinsel yaşam kalitesi ve etkileyen faktörler
    (2018) Ekemen, Alev; Beydağ, Kerime Derya
    Bu çalışma, depresyon nedeniyle ilaç tedavisi gören, evli ve cinsel yönden aktif olan kadınların cinsel yaşam kalitesi düzeylerini ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikteki çalışmanın evrenini, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi psikiyatri polikliniğine Nisan-Haziran 2018 tarihleri arasında başvuran, depresyon tanısı almış, evli, cinsel yönden aktif ve en az 1 aydır antidepresan ilaç kullanan 928 hasta oluşturmuştur. Evren belli olduğu durumda örneklem hesaplama formülüne göre en az 207 hastanın örnekleme dahil edilmesi gerektiği hesaplanmış, ancak kayıp veriler olabileceği için örneklem sayısının %10 fazlasının ele alınması düşünülmüş ve 228 hasta ile çalışma tamamlanmıştır. Araştırma verileri, tanımlayıcı veri toplama formu ve Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği Kadın Formu (CYKÖ-K) ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı-yüzdelik hesaplamaları, Kruskal-Wallis, Anova ve T testi kullanılmıştır. Kadınların %30,7'si 13 ay ve üzeri süredir depresyon ilacı kullandığını, %64,9'u depresyon ilacı kullanmadan önce cinsel yaşamla ilgili sorunu olduğunu ve %77,6'sı depresyon ilacı kullanmaya başladıktan sonra cinsel isteğinde azalma olduğunu belirtmiştir. Kadınların %53,1'i depresyon ilacı kullanmadan önce ayda 6-10 kez cinsel birliktelik yaşadığını belirtmiş, bu oran depresyon ilacı kullanmaya başladıktan sonra %47,4 olarak saptanmıştır. Kadınların %54,4'ü depresyon ilacı kullanmadan önce cinsel ilişkiyi başlatmayı her iki eşin ortak teklif ettiğini belirtmiş, depresyon ilacı kullanmaya başladıktan sonra bu oran %25,4'e gerilemiştir. Kadınların %28,9'u genel olarak eşi ile ilişkisinin kötü olduğunu belirtmiştir. Kadınların CYKÖ puan ortalaması 47,83±14,10 olarak bulunmuştur. Kadınların; yaş grubu, çalışma durumu, çocuğu olma durumu, depresyon ilacı kullanma süresi, ilaç dozu, depresyon ilacı kullanmadan önce cinsel yaşamla ilgili sorun olma durumu, depresyon ilacı kullanmadan önce ayda kaç kez cinsel birliktelik yaşadığı, depresyon ilacı kullanmaya başladıktan sonra ayda kaç kez cinsel birliktelik yaşadığı, depresyon ilacı kullanmadan önce cinsel ilişkiyi başlatmayı kimin teklif ettiği, depresyon ilacı kullanmaya başladıktan sonra cinsel ilişkiyi başlatmayı kimin teklif ettiği ve genel olarak eşi ile ilişkisinin nasıl olduğu ile CYKÖ puan ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmıştır(p<0,05). Kadınların depresyon ilacı kullanmadan önceki ve sonraki aylık cinsel ilişki sayı ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık vardır (p<0,01). Hemşireler, depresyon nedeniyle ilaç kullanan kadınların, cinsel yaşam kalitelerinin değerlendirilmesinde ve bu konuda ihtiyaç duyulan desteğin sağlamasında görev almalıdırlar. Anahtar kelimeler: Depresyon, Cinsel yaşam, Cinsel yaşam kalitesi.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Doğum sonu dönemde emziren kadınların cinsel yaşam kalitesi
    (2018) Selimoğlu, Elif Şahbaz; Beydağ, Kerime Derya
    Bu çalışma, doğum sonrasında bebeğini emziren kadınlarda, emzirmenin cinsel yaşamına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki çalışmanın evrenini, İstanbul'un Avrupa yakasında hizmet veren bir özel hastanenin kadın doğum polikliniğine Ekim-Aralık 2017 tarihleri arasında başvuran, doğum sonrası 0-6 ay arası dönemde olan ve bebeğini emziren 172 kadın oluşturmuştur. Çalışmada örneklem seçilmeden evren üzerinde çalışılmak istenmiş, ancak çalışmaya katılmak istemeyenler ve eksik doldurulmuş anketler olması nedeniyle, 104 kadın örneklemi oluşturmuştur. Veriler, sosyo-demografik veri formu ve Türkçe güvenirlik çalışması Tuğut ve Gölbaşı tarafından 2010 yılında yapılmış olan 'Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği' kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı-yüzdelik hesaplamaları, Kruskal-wallis, Mann-Whitney U testi ve t testi kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan kadınların %78,8'i doğum sonu dönemde cinsel yaşamla ilgili herhangi bir sorun yaşamadığını, %69,2'si doğum sonu 41'nci günden sonra cinsel aktiviteye başladığı, %48,1'i doğum sonu dönemde cinsel ilişkiyi başlatmayı çoğunlukla eşinin teklif ettiğini ve %42,3'ü ayda 4-6 kez cinsel ilişkiye girdiğini ifade etmiştir. Kadınların CYKÖ puan ortalaması 60,43±10,70 olarak bulunmuştur. Kadınların, doğumun üzerinden geçen süre, doğum şekli, günlük ortalama emzirme sayısı, emzirmeyi etkileyebilecek meme sorunu olma durumu, şimdiye kadar cinsel yaşamı sırasında cinsel aktiviteyi engelleyen bir durum olma durumu, gebelik öncesi ve gebelik sırasında cinsel yaşamla ilgili herhangi bir sorun yaşama durumu, doğum sonu cinsellik yaşamaya başlama zamanı, bebeğini emzirdiği süre içerisinde ayda kaç kez cinsel ilişkiye girdiği ve cinsel yaşam hakkında bilgi alma durumu ile CYKÖ puan ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Kadınların doğum sonu dönemde cinsel yaşamla ilgili herhangi bir sorun yaşama durumu ve doğumdan sonra cinsel ilişkiyi başlatmayı kimin teklif ettiği ile CYKÖ puan ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Doğum sonu dönemde cinsel yaşamla ilgili sorun yaşamadığını belirten ve eşi ile birlikte cinsel aktiviteyi başlamayı isteyenlerin CYKÖ puanlarının daha yüksek olduğu, cinsel yaşam kalitelerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Doğum yapan kadınların maternal bağlanma ve emzirme öz-yeterliliği ilişkisi
    (2017) Akyüz, Yaprak; Beydağ, Kerime Derya
    Bu çalışma, Kocaeli ili Gebze ilçesinde faaliyet gösteren özel bir hastanede doğum yapan kadınların doğum sonu dönemde bebeklerine bağlanma düzeyleri ile emzirme durumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma evrenini, Aralık 2014 - Mart 2015 tarihleri arasında Kocaeli İli Gebze İlçesinde faaliyet gösteren özel bir hastanede bebeklerini kontrole getiren, doğum sonrası en az 30 gün süre geçmiş 250 gönüllü anne oluşturmuştur. Araştırmada, örneklem seçimine gidilmeden evren üzerinde çalışılmak istenmiş ancak, çalışmaya dahil olmada isteksizlikler nedeniyle 172 anne örneklemi oluşturmuştur. Veriler, sosyo-demografik veri formu, ''Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği'' ve ''Maternal Bağlanma Ölçeği'' kullanılarak elde edilmiştir. Veri toplama işlemi öncesinde gerekli izinler alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, t testi, Anova testi ve pearson korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan annelerin ''Emzirme Öz-Yeterliği'' puan ortalaması 62,442±7,882; ''Maternal Bağlanma'' puan ortalaması 31,215±8,574 olarak saptanmıştır. Annelerin Maternal Bağlanma düzeyi ile Emzirme Öz-Yeterliği arasında istatistiksel açıdan negatif yönlü zayıf ilişki bulunmuştur (r= -0.323 ; p= 0, 000<0.05). Annelerin gebeliği isteme durumları ile emzirme yeterliliği ve maternal bağlanma düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). İsteyerek gebe kaldığını belirten annelerin emzirme öz yeterliliği ve maternal bağlanma düzeyleri daha yüksek bulunmuştur. Annenin yaş grubu, öğrenim düzeyi, gelir düzeyi, çalışma durumu, doğum şekli, doğum sayısı, infertilite tedavisi görme durumu, bebeğin cinsiyeti, bebeğin istenilen cinsiyette doğma durumu, önceki bebeğini emzirme durumu ve bebekte sağlık problemi olma durumu ile emzirme yeterliliği ve maternal bağlanma düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0,05). Erken postpartum dönemin anne ile bebeğin bağlanması için en önemli dönem olması nedeniyle, bu dönemde hastanede olunması ilişkinin güçlenmesini önlemektedir. Emzirme saatine ilaveten anne ile bebeğin beraber olabileceği zaman oluşturulmalıdır.
  • Loading...
    Thumbnail Image
    Master Thesis
    Düşük yapan kadınların algıladıkları stres ile eş desteği arasındaki ilişki
    (2019) Öngay, Emel; Beydağ, Kerime Derya
    Bu araştırma, düşük yapan kadınların algıladıkları eş desteğinin kadınların algıladıkları stres düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı nitelikteki çalışmanın evrenini, Yakacık Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nin doğum ve kadın cerrahi 1 Şubat-1 Mayıs 2019 tarihleri arasında başvuran, 18 yaş üzeri yaş grubunda olan, okuma yazma bilen, Türkçe konuşup anlaşabilen, 20'nci gebelik haftasının altında düşük yapmış, 500 gr. ve altında bebeği olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 182 kadın oluşturmuştur. Araştırma verileri, tanımlayıcı veri toplama formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Eş Destek Ölçeği (EDÖ) ile elde edilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı-yüzdelik hesaplamaları, Man Whitney U testi, Anova testi, Kruskal Wallis testi, t testi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan kadınların yaş ortalamasının 32,17±6,09 olduğu, %72,5'inin ilk kez düşük yaptığı, %46,7'sinin düşük nedeninin bilinmediği ve %22'sinin psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu belirttiği belirlenmiştir. Kadınların ASÖ puan ortalaması 26,25±6,92 ve Eş Destek Ölçeği puan ortalaması 70,76±11,44 olarak bulunmuştur. Katılımcıların, öğrenim durumu, gelir düzeyi, gebeliklerinin planlı olma durumu, eşlerinin öğrenim durumu, eşleri ile ilişkileri, eşlerinin yardımcı olma durumu ve psikolojik desteğe ihtiyacı olma durumu ile ASÖ puan ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmış (p<0,05); diğer değişkenlerle istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Kadınların eşleri ile ilişkileri, eşlerinin yardımcı olma durumu ve psikolojik desteğe ihtiyacı olma durumu ile EDÖ puan ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık saptanmış (p<0,05); diğer değişkenler ile istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). ASÖ ve EDÖ puan ortalaması arasında negatif yönde zayıf ilişki saptanmıştır (p<0,01). Kadınların eş destek düzeyleri azaldıkça, algıladıkları stres düzeyi artmaktadır. Düşük yapan kadınlara bakım veren hemşireler, düşük yapan kadınların eşlerini sürece dâhil etmeli ve ailenin psikososyal gereksinimlerini gidermede onlara yardımcı olmalıdır.
  • «
  • 1 (current)
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • »
Repository logo
Collections
  • Scopus Collection
  • WoS Collection
  • TrDizin Collection
  • PubMed Collection
About
  • Contact
  • GCRIS
  • Research Ecosystems
  • Feedback
  • OAI-PMH

Powered by Research Ecosystems

  • Privacy policy
  • End User Agreement
  • Feedback