Master Thesis / Master Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14517/2606

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 2818
  • Master Thesis
    Yetişkin Bireylerde Yeme Farkındalığı, Sezgisel Yeme ve Ortoreksiya Nervoza Arasındaki İlişki
    (2024) Gölcür, Aybike; Pehlivan, Merve
    Bu çalışmada yetişkin bireylerde yeme farkındalığı, sezgisel yeme ve ortoreksiya nervoza arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kesitsel çalışma hastanede çalışan 270 birey (165 sağlık çalışanı, 105 idari personel) ile Mayıs ve Ağustos 2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından yüzyüze şekilde toplanmıştır. Bireylere sosyodemografik özellikleri ve antropometrik ölçümlerini içeren tanımlayıcı bilgi formu ile birlikte Yeme Farkındalığı (YFÖ-30), Sezgisel Yeme (IES-2) ve Ortoreksiya Nervoza (ORTO-11) ölçekleri uygulanmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 35,27±10,22 yıl 'dır. Katılımcıların beden kütle indeksi dağılımına göre %4,4'ü zayıf, %52,2'si normal, %28,1'i fazla kilolu, %11,9'u 1.derece obez, 6 kişi (%2,2) 2.derece ve 3 kişi (%1,1) ileri derece obezdir. Ortoreksiya Nervoza Ölçeği toplam puan ortalamaları ile Yeme Farkındalığı Ölçeği'nin Duygusal yeme alt boyut madde puanı arasında çok zayıf düzeyde pozitif yönlü (r:0,233, p=0,000); Bilinçli yeme alt boyut madde puanı ile arasında çok zayıf düzeyde negatif yönlü (r:-0,122, p=0,046) istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır. Ortoreksiya Nervoza Ölçeği toplam puan ortalamaları ile Sezgisel Yeme Ölçeği toplam madde puanı arasında çok zayıf düzeyde pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki belirlenmiştir (r:0,175, p=0,004). Sezgisel Yeme Ölçeği toplam madde puanı ile Yeme Farkındalığı Ölçeği toplam madde puanı arasında zayıf düzeyde pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki belirlenmiştir (r:0,480, p=0,000). Bireylerin ortoreksiya eğilimi arttıkça, sezgisel yeme durumunun azaldığı ve yeme farkındalığı alt boyutlarından 'duygusal yeme' nin de azaldığı saptanmıştır ve çalışmada sezgisel yeme durumu arttıkça, yeme farkındalığının da arttığı gözlemlenmiştir. Yeme farkındalığının duygusal yemenin önüne geçmek için bir çözüm niteliğinde olabileceği düşünülmektedir. Ortorektik bireylerde sezgisel yeme davranışının geliştirilmesi ile sürecin daha iyi yönetilebilmesi mümkün olabilmektedir. Ortoreksiya nervoza gibi yeme bozukluklarında, sezgisel yeme ve yeme farkındalığı yaklaşımlarının bir arada kullanılması, geliştirilmesi ve bu konuyla ilgili daha kapsamlı, geniş çalışmaların yapılması büyük önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Ortoreksiya Nervoza, Sezgisel Yeme, Yeme Farkındalığı
  • Master Thesis
    İstanbul'da Çalışan Hemşirelerin Genel Afetehazırlık Düzeyi ve Etkileyenfaktörler
    (2024) Şahin, Hasan; Beydağ, Kerime Derya
    Afetler, doğa veya insan kaynaklı olsun, dünyanın her yerinde yaşanan beklenmedik olaylardır. Afetlerin insan yaşamına olan etkisi, insanlığın varoluşundan beri kesin bir gerçektir. Bu araştırmanın amacı, İstanbul'da çalışan hemşirelerin genel afete hazırlık düzeylerini ve etkileyen faktörleri belirlemektir. Tanımlayıcı tipteki araştırma, Mayıs-Ağustos 2023 tarihleri arasında, İstanbul'da çalışan 256 hemşire ile çevirim içi anket yolu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, tanıtıcı soru formu ve Hemşirelerde Afete Hazırlık Algısı Ölçeği ile elde edilmiştir. Araştırma kapsamındaki hemşirelerin %55,1'i afet tıbbı konusunda eğitim almış, %29,3'i meslek yaşamında afet/olağan dışı durum yaşanan bölgede görev yapmıştır. Hemşirelerin %55,5'i afet olmasından biraz korkmaktadır ve %64,8'i 'Çoklu Travmalarda Müdahale' ile ilgili eğitim almak istemektedir. Hemşirelerin, Genel Afete Hazırlık Ölçeği puanlarının ortalaması ve standart sapması 143,82±27,04 iken, 'Algılanan Duyarlılık' puan ortalaması 21,66±3,51, 'Algılanan Ciddiyet' puan ortalaması 11,71±3,56, 'Algılanan Yarar' puan ortalaması 24,66±4,78, 'Algılanan Engeller' puan ortalaması 33,68±14,87, 'Eyleme Geçiciler' puan ortalaması 17,13±3,57 ve 'Öz Yeterlilik' puan ortalaması 34,97±5,93 olarak bulunmuştur. Araştırma kapsamında yer alan erkek hemşirelerin, meslek yaşamında afet olağan dışı durum yaşanan bölgede görev alanların ve afette yakınını kaybedenlerin ölçek toplam puanlarının daha yüksek olduğu; afet anında afet yönetimi için hazırlanan hastane afet planı protokolünü izleyeceğini belirten ve ülkenin afete hiç hazır olmadığını ifade edenlerin ölçek toplam puanlarının daha düşük olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Hemşirelere afet tıbbı ve afet durumlarında müdahale konusunda hizmet içi eğitimlerin verilmesi önerilmektedir.
  • Master Thesis
    İstanbul Anadolu Yakası Patlatmalı Kaya Kazıları Bilgi Sisteminin Oluşturulması
    (2024) Boylu, Didem; Kahriman, Ali
    Bu çalışmada patlatmalı kaya kazısı tercih edilen projelerin verilerinin Coğrafi Bilgi Sisteminde toplanması konu edilmiştir. Bu konu doğrultusunda İstanbul ili Anadolu Yakası metro tünelleri ve temel kazılarında yapılan kontrollü patlatma verileri incelenmiştir. Coğrafi Bilgi Sistemi hakkında araştırmalar yapılmış ve projelere ait tüm veriler ile bir bilgi sistemi kurulması amaçlanmıştır. İstanbul ili Anadolu Yakası metro tünelleri ve temel kazılarında yapılan projeler ayrı ayrı incelenmiştir. Sayısallaştırılmış halleri projelerden veya Google Earth'den .kmz dosyası olarak elde edilip ArcMap'e yüklenmiştir. Bulunduğu ilçe, formasyonu, kaya birimi, tek eksenli basınç dayanımı, RMR ve Q puanları, veri sayısı, %50 ve %95'lik titreşim yayılım denklemleri de belirlenip öznitelik tablosuna girilmiştir.
  • Master Thesis
    Kadınlarda Hedonistik Yeme, Yeme Farkındalığı ile Akdeniz Diyetine Bağlılık ve Kişilerarası Zayıflık Beklentileri Arasındaki İlişkilerin Değerlendirilmesi
    (2024) Özel, Aynur Ecem Güzel; Günal, Ahmet Murat
    Kadınların beslenme alışkanlıkları üzerinde hedonik yeme, yeme farkındalığı, Akdeniz diyetine bağlılık ve zayıflık beklentileri önemli etkiler oluşturabilmektedir. Bu etkiler de toplum sağlığını etkileyerek kronik hastalık oluşma riskini arttırabilmektedir. Araştırmada, bu değişkenler arasındaki ilişkilerin kavranması, kadınların yaşam tarzları üzerindeki etkilerini anlamak ve toplum sağlığının iyileştirilmesi yönünden literatüre katkı sağlaması amaçlanmıştır. Kesitsel tipteki bu araştırmada etik kurul onayı alındıktan sonra Şubat 2024- Haziran 2024 tarihleri arasında yürütülmüştür. Verilerin toplanması 5 bölümden oluşan çevrimiçi anket yoluyla gerçekleştirilmiştir. Anket formu, antropometrik ve sosyodemografik bilgilerden oluşan sorular ve Hedonistik Yeme Ölçeği, Yeme Farkındalığı Ölçeği, Akdeniz Diyeti Bağlılık Ölçeği ile Kişilerarası Zayıflık Beklentileri Ölçeği'nden oluşmaktadır. Araştırmaya 484 kadın katılımcı dâhil edilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 40,99±13,09 yıl olarak belirlenmiştir. Araştırmaya göre, katılımcıların %56,4'ünün ise Akdeniz diyetine bağlılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Akdeniz diyetine bağlı olanlarda anlamlı olarak daha düşük hedonistik yeme (p=0,007) ve zayıflık beklentileri (p=0,024), daha yüksek yeme farkındalığı ilişkisi (p<0,001) saptanmıştır. Kadınların yaşları ile beden kütle indeksleri arasında zayıf pozitif bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,001). Bunlarla birlikte hedonistik yeme ile zayıflık beklentileri arasında zayıf pozitif (p<0,001) ve yeme farkındalığı ile güçlü negatif bir ilişki (p<0,001) tespit edilmiştir.Yapılan regresyon analizlerinde hedonistik yemenin zayıflık beklentilerine ve Akdeniz diyeti bağlılığına etkisi bulunamazken, yeme farkındalığının zayıflık beklentisini anlamlı bir şekilde azalttığı (B =-5,977; p <0,001), Akdeniz diyetine bağlılıklarını ise anlamlı bir şekilde (B=0,890; p<0,001) artırdığı tespit edilmiştir. Ayrıca, yeme farkındalığının hedonistik yeme üzerinde güçlü bir negatif etkisi olduğu bulunmuştur (B=-12,939; p<0,001). Bulgulardan yola çıkarak kadınlarda yeme farkındalığının artırılmasının, Akdeniz diyetine bağlılığın artması, hedonistik yeme ve kişilerarası zayıflık beklentilerinin azalması gibi potansiyel olumlu etkileri olabileceği sonucuna varılmıştır. Bu etkilerin neden sonuç ilişkilerinin daha iyi anlaşılması için ileriye dönük uzunlamasına çalışmalara ihtiyaç vardır.
  • Master Thesis
    Arazi Yönetimi Uygulamalarında 1
    (2024) Tekin, Yakup; Kurt, Mustafa
    Bu çalışmanın amacı, Erzurum ili örneği üzerinden arazi yönetimi ve kullanım planlaması çalışmalarında 1/25.000 ölçekli standart topoğrafik haritaların önemini ve kullanımın önemini ortaya koymaktır. Artan nüfus, hızlı kentleşme ve iklim değişikliği gibi sorunlar, arazi kaynaklarının etkin yönetimini ve planlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, arazi kullanım envanterleri, mevcut durumu belirlemek ve gelecekteki senaryoları değerlendirmek için önemli bir araçtır. Çalışma, Erzurum ili sınırları içerisinde gerçekleştirilen bir arazi yönetimi çalışması üzerinden yürütülmüştür. Metodoloji olarak, öncelikle ilgili literatür taraması yapılarak teorik bir çerçeve oluşturulmuştur. Ardından, 1/25.000 ölçekli standart topoğrafik haritalar başta olmak üzere, ihtiyaç duyulan diğer tüm konumsal veriler ilgili kurum ve kuruluşlardan temin edilmiştir. Elde edilen veriler, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yazılımları kullanılarak sayısallaştırılmış ve işlenmiştir. Çalışma sonucunda, 1/25.000 ölçekli standart topoğrafik haritaların arazi yönetimi ve kullanım planlaması çalışmalarındaki önemi ve kullanım potansiyeli ortaya konulmuştur. Bu haritalar, Erzurum ili için gerçekleştirilen envanter çalışmasının temelini oluşturmuş ve elde edilen veriler kullanılarak 1/25.000 ölçekli arazi kullanımına esas jeolojik etüt raporu ve nazım imar planı hazırlanmıştır. Ayrıca, bu haritaların sunduğu avantajlar, dezavantajlar, kullanım alanları ve sınırları da detaylı bir şekilde incelenmiştir. Erzurum ili, iki farklı projeksiyon dilimine yayıldığı için, haritaların uyumlu kullanımı için özelleştirme ve genelleştirme işlemleri gerekliydi. Ancak zaman yetersizliği nedeniyle, tüm veriler projeksiyon bilgisine bakılmaksızın WGS84 sistemine dönüştürülerek uyum sağlanmıştır. Böylece, veri bütünlüğü korunarak haritaların tutarlı kullanımı mümkün olmuştur. Anahtar Kelimeler: Arazi yönetimi, topoğrafik harita, CBS.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Üniversitede Görev Yapan Akademisyenlerde Zihinsel İş Yükü ile Algılanan Stres İlişkisinin İncelenmesi
    (2024) Uçkıran, Güner Ekin Demirtaş; Yazıcı, Özlem
    Bu araştırma, Türkiye'de görev yapan akademisyenlerin zihinsel iş yükleri ve algılanan stresleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmış olup tanımlayıcı ve kesitsel bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'de üniversitelerde görev yapan 495 akademisyen oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında 'Kişisel Bilgi Formu', 'Algılanan Stres Ölçeği' ve 'CarMen-Q Zihinsel İş Yükü Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırma 15 Mayıs- 15 Aralık 2023 tarihleri arasında Türkiye'de görev yapan 495 akademisyen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan akademisyenler, Algılanan Stres Ölçeği'nden (ASÖ14) ortalama 27,37±7,92 puan, CarMen-Q Zihinsel İş Yükü Ölçeği'nden ortalama 3,67±0,61 puan almıştır. Akademisyenlerin; cinsiyeti, kurum niteliği, medeni hali, çocuk sahibi olma durumu, bilim alanı, ünvanı, idari görev varlığı, yeterli ve dengeli beslenme düşünme durumu, düzenli uyku uyuduğunu düşünme durumu, düzenli egzersiz yaptığını düşünme durumu ve günlük işler için destek alma durumlarına göre ASÖ14 puan ortalaması arasında anlamlı farklılık bulundu (p<0,05). Akademisyenlerin; cinsiyeti, medeni hali, çocuk sahibi olma durumları, bilim alanı, ünvanları, kronik hastalık durumları, idari görev durumları, yeterli ve dengeli beslenme durumları, düzenli uyku uyuduğunu düşünme durumu, düzenli egzersiz yaptığını düşünme durumu, günlük işler için destek alma durumlarına göre zihinsel iş yükleri arasında anlamlı farklılık bulundu (p<0,05). Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ14) ve CarMen-Q Zihinsel İş Yükü Ölçeği arasında orta düzey pozitif yönlü ilişki saptandı (r=0,489).
  • Master Thesis
    Kadın Güreşçilerde Kor Stabilizasyon Egzersizlerinin Gövde Kas Kuvveti, Üst Ekstremite Performansı ve Spinal Stabilite Üzerine Etkisi
    (2024) Turgut, Merve; Atıcı, Emine
    Bu çalışmada, kadın güreş sporcularında kor stabilizasyon egzersizlerinin gövde kas kuvveti, üst ekstremite performansı ve spinal stabilite üzerine etkileri incelenmiştir. Çalışma güreş sporu yapan 20 kadın sporcuyla gerçekleştirilmiştir. Sporcular, Kor Stabilizasyon grubu (n=10) ve Kontrol grubu (n=10) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Kor Stabilizasyon grubuna (KSG) rutin güreş antrenmanlara ek olarak (30dk/3gün/6 hafta) kademeli kor egzersiz programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki (KG) sporcular ise sadece rutin güreş antrenmanlarına devam etmişlerdir. Egzersiz programı öncesi ve sonrası sporcuların gövde kas kuvveti değerlendirmesinde İzokinetik Dinanometre; üst ekstremite performans değerlendirmesinde Sağlık Topu Atma Testi (STF), Kapalı Kinetik Zincir Üst Ekstremite Testi (KKZÜET) ve Üst Ekstremite Y Denge (ÜEYDT) testleri kullanılmıştır. Spinal stabilite değerlendirmesi için Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) kullanılmıştır. KSG'nda egzersiz öncesine göre egzersiz sonrasında 60° fleksiyon ve 150° fleksiyon kas kuvvetinde anlamlı artış görülmüştür (p=0,001 ve p=0,028). Gruplar arası karşılaştırmada ise 60° fleksiyonda KSG'nda KG'na göre anlamlı artış gözlenmiştir (p=0,004). STFT'nde KSG'nda KG'na göre anlamlı artışlar elde edilmiştir (p<0,001). KKZÜET'inde her iki grupta da anlamlı artışlar elde edilmiştir (KSG için p=0,001 ve KG için p=0,003) fakat gruplar arasında fark bulunmamıştır (p=0,617). ÜEYDT'inde hem sağ hem sol tarafta KSG'nda anlamlı artışlar gözlenmiştir, KG'na göre de anlamlı farklılık göstermiştir ( Sağ denge için p=0,032 ve sol denge için p=0,038). Spinal stabilite ölçümlerinde gruplar arası anlamlı fark bulunmamıştır (p=0,867). Sonuç olarak, bu çalışma kor stabilizasyon egzersizlerinin elit kadın güreş sporcularının performansını arttırmada etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Bu egzersizler, güreşçilerin gövde kas kuvvetini, üst ekstremite kas kuvvetini ve dengesini arttırarak, onların rakiplerine karşı daha etkili olmalarını sağlayabilir. Bu egzersizler, güreşçilerin antrenman programlarına dahil edilebilir.
  • Master Thesis
    Acil Servise Başvuran Hastaların Akut Stres Düzeyleri ile Anksiyete Depresyon Belirtileri Arsındaki İlişkinin İncelenmesi
    (2023) Yavuz, Bircan; Alagöz, Ece
    Bu araştırma İstanbul'da bir eğitim araştırma hastanesinin acil servisine (AS) müracaat eden hastaların akut stres düzeyleri ile anksiyete depresyon belirtileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikteki araştırmanın evrenini bir eğitim araştırma hastanesinin acil servisine müracaat eden hastalar oluşturdu. Örneklemini 20.03.2023-29.05.2023 tarihleri arasında acil servise başvuran araştırmaya katılmak isteyen, aynı zamanda dahil edilme şartlarını sağlayan 220 hasta yer aldı. Sosyo-demografik veri formu, akut stres belirti şiddeti düzeyi ölçeği ve hastane anksiyete depresyon ölçeği kullanılarak araştırma verileri elde edildi. Hastaların yaş ortalamasının 51,54±16,94 (yıl) olduğu, 77 kişinin (%35,0) ≥60 yaş grubunda olduğu belirlenmiştir. 129 kişinin (%58,6) erkek olduğu, 144 kişinin (%65,4) evli olduğu, 94 kişinin (%42,7) ilköğretim mezunu ve 117 kişinin (%53,2) gelirinin giderine eşit olduğu belirledi. Hastaların Akut Stres Belirti Şiddeti Ölçeği (ASBÖ) puan ortalaması 8,77±3,43 olduğu belirlendi. Hastaların 40 yaş altında olanların ve eğitim düzeyi lise olanların ASBÖ toplam puan ortalamaları diğer gruplara kıyasla daha yüksektir. Hastaların HADÖ anksiyete alt boyutu puan ortalaması 9,14± 3,33 olarak bulundu. Hastaların %36.8'sinin HADÖ-anksiyete alt boyut puanlarının sınırda olduğu, %49.1'inin HADÖ-depresyon alt boyutu puanlarının anormal olduğu bulundu. HADÖ depresyon alt boyutu puan ortalaması 11,07± 4,41 olarak bulundu. Hastaların ASBÖ ile HAD – Anksiyete ölçeği arasında pozitif bir ilişki gözlemlenmesine karşın istatistiksel olarak zayıf bir anlamlılık düzeyi belirlendi (r=0,290; p<0,001). ASBÖ ile HADÖ – Depresyon alt boyutu arasında negatif bir ilişki gözlemlenmesine karşın istatistiksel olarak zayıf bir anlamlılık düzeyi belirlendi (r=-0,364; p<0,001). Anahtar Kelimeler: Acil, Acil servis, Akut stres düzeyi, Anskiyete düzeyi, Depresyon düzeyi
  • Master Thesis
    Bilgi Teknolojisinin Uluslararası İş Stratejisi Üzerindeki Etkisi. (Unilever Nijerya Örneği)
    (2023) Olowu, Adekunle Davıd; Unal, Halit Targan
    Çalışma, şirketlerin iş süreçlerini ve stratejilerini ve bilgi teknolojilerinin uluslararasılaşma sürecindeki rolünü incelemektedir. Bu çalışmanın birincil odak noktası, bilgi teknolojisinin Unilever Nijerya Plc'nin uluslararası iş stratejisi üzerindeki etkisini incelemektir. Şu anda şirketler, ürünlerinden hizmetlere kadar işyerinde bilgi teknolojisi üzerine inşa ediyor. Uluslararası bir iş stratejisi, dünyanın dört bir yanındaki işletmelerin uluslararası alanda genişlemek için üstlendikleri önemli bir yaklaşımdır. Çalışma, küresel ticarette önemli bir bileşen olduğu için teknoloji ve internetin küresel ticareti nasıl etkilediğine bakıyor.
  • Master Thesis
    Coğrafafi İşaretli Malkara Eski Kaşar Peynirinin Olgunlaştırma Süresinin Trakya Bölgesine Ait Kınalı Yapıncak Şarabıyla Uyumunun Duysal Analizle Tespiti
    (2024) Erdoğan, Elif Çıtak; Gök, İlkay; Gastronomi ve Mutfak Sanatları / Gastronomy and Culinary Arts
    Şarap, peynir uyumu yüzyıllar boyunca denenmiş olup her peynir için farklı şarap ya da her şarap için farklı peynir eşleştirmeleri gerçekleştirilmektedir. Bunun için peynirin duyusal özellikleri, peynirin olgunlaşma süresi, şarabın rekoltesi, şarabın üzüm cinsi gibi pek çok farklı faktör ele alınmaktadır. Bu çalışmada Tekirdağ'ın ilçesi olan Malkara'ya özgü ve tescillenmiş olan Malkara eski kaşar peynirinin olgunlaşma sürelerine göre yine aynı bölgeye ait olan Tekirdağ'ın ilçesi Şarköy'ün mahallesi olan Mürefte'ye kadar uzanan üzüm bağlarında yetişen bölgeye has Yapıncak cinsi üzümden elde edilen şarap uyumu ele alınmıştır. Peynirin olgunlaşma seviyesinin şarabın parametrelerini nasıl etkilediği belirlediğini amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 25 panelist üzerinde duyusal analiz gerçekleştirilmiş olup duyusal test sonuçları SPSS 25.0 programı ile analiz edilmiştir. Duyusal testte lezzet ve genel değerlendirme boyutları güvenilirlik ve iç tutarlılık ölçümlemesi için Cronbach's alpha katsayısı kullanılmıştır. Toplam puan, lezzet ve genel değerlendirme boyutları puanlarının bekletilme sürelerine göre karşılaştırmasında puan ortalamalarının normal dağılıma uygun olduğu anlaşıldığından, One Way ANOVA (Tek Yönlü Varyans analizi) testi uygulanmıştır. Yapılan bulgulara göre genel olarak şaraplar için peynirlerin bekletilme sürelerine göre farklılık bulunan boyutlarda farklılığın kaynağı çoklu karşılaştırma testlerinden Duncan ve LSD testi ile incelenmiştir. Alt boyut ortalama puanları ve total puanlar bekletilme sürelerine göre 3 turun ortalamaları alınarak radar grafikle görselleştirilme sağlanmıştır. Bu tez çalışmasında kınalı yapıncak şarabının coğrafi işaretli Malkara kaşar peynirinler arasından olgunlaşma süresi en uzun olan (9 ay) eşleştirilmesi yapılan duyusal analiz sonucunda şarabın parametreleri en iyi şekilde ortaya çıkaran olgunlaşma süresinin 9 ay olduğu saptanmıştır.
  • Master Thesis
    Eğitim Danışmanlık Firmaları Ajanslarının Dijital Pazarlama Tekniklerinin Türkiye'de Öğrenim Gören Yabancıların Üniversite Tercihlerine Etkisi
    (2023) Samıh, Saad; Palacı, Havva; Tıbbi Görüntüleme Teknikleri / Medical Imaging Techniques
    Dijital pazarlama, pazarlama ürünlerinde dijital kanalların kullanılmasını gerektirmektedir. Yıllar geçtikçe, farklı kişi ve kuruluşlar ürünlerini müşterilerine ulaştırmak ve potansiyel müşterilerine ürün farkındalığı kazandırmak için internet ve diğer dijital araçların kullanımından yararlanmaya başlamışlardır. Dijital pazarlama eğitim sektöründe hükümetler, akademik kurumlar, eğitim danışmanları, öğretmenler, eğitmenler ile öğrenciler tarafından büyük ölçüde kullanılmaktadır. Bu çalışma, eğitim danışmanlığı şirketlerinin/ajanslarının dijital pazarlama tekniklerinin Türkiye'de öğrenim gören yabancıların üniversite tercihlerine etkisini eleştirel bir bakış açısıyla ele almaktadır. Yapılacak çalışma web siteleri, sosyal medya, e-posta ve cep telefonu pazarlaması gibi farklı dijital pazarlama tekniklerinin öğrencilerin seçimlerini ve eğitim almayı seçtikleri yeri nasıl etkilediğini anlamak için yapılmıştır. Araştırma aynı zamanda eğitim kurumlarının faaliyetleri arasındaki ilişkiye ve bu ilişkinin Türkiye'de eğitim almayı ümit eden yabancı öğrencilerin tercihini nasıl etkilediğine de ışık tutmaktadır. Çalışma için farklı çalışma alanlarını detaylandıran çevrimiçi bir anket oluşturuldu ve yaklaşık 450 katılımcıya gönderildi. Katılımcıların yanıtları Sosyal Bilimler İstatistik Paketi (SPSS) kullanılarak toplanıp analiz edildi ve aşağıdaki testler uygulandı; yüzdelik dağılım, güvenilirlik testi, geçerlilik testi, basit ve çoklu doğrusal regresyonlar, ANOVA, T-testi ve F-testi.
  • Master Thesis
    Gıda İsrafı Önleme Motivasyonu Ölçeği'nin Türkçe Versiyonu: Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışması
    (2024) Gündeş, Aysel Merve; Küşümler, Aylin Seylam; Beslenme ve Diyetetik / Nutrition and Dietetics
    Metodolojik olan bu çalışma, gıda israfını önleme motivasyonu ölçeğinin Türkçeye uyarlanması, geçerlilik ve güvenilirliğini ölçmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın öncelikli hedefi, gıda israfı konusunda bilinç düzeyini değerlendirmek ve gıda israfını azaltmaya yönelik stratejiler geliştirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı oluşturmaktır. Bu kapsamda, 300 kişilik bir örneklemle, İstanbul'da yaşayan ev hanımları ve iş kadınları arasında anket uygulanmış ve elde edilen veriler istatistiksel analizlerle değerlendirilmiştir. Ölçek, toplamda 4 alt başlık (Çevresel motivasyon, Moral motivasyonu, Finansal motivasyon, Sosyal motivasyon) ve 21 maddeden oluşmaktadır. Türkçe geçerlik güvenilirlik çalışmasında, alt ölçek boyutlarında karşılaştırıldığında; ölçek toplam skoru ile çevre alt ölçeği arasında 0,79 katsayılık anlamlı düzeyde pozitif yönde güçlü korelasyon bulunmuştur (r:0,79; p:<0,001). Ölçeğin genel Cronbach's alfa değeri 0,971 olup; alt ölçeklere bakıldığında Çevre için 0,982, Moral için 0,958, Finans için 0,981, Sosyal için Cronbach's alfa değeri 0,976 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca her maddenin düzeltilmiş madde toplam puan korelasyon katsayısı 0,5'in üzerinde olup, genel kabul gören 0,4'ün üzerinde bulunmuştur. Farklı gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar saptanmamış olması ölçeğin gruplar arasında güvenilir bir şekilde karşılaştırılabileceğini göstermektedir. Sonuçlar, kullanılan ölçeğin tüm gruplarda yüksek güvenilirliğe sahip olduğunu, uyum indekslerinin ve faktör tahmin güç değerlerinin bu güvenilirliği desteklediğini göstermektedir. Çalışmanın sonuçları gıda israfıyla ilgili olarak ev hanımları ve iş kadınları arasında benzer davranış kalıpları olduğunu ortaya koymaktadır. Ev kadınları ve iş kadınları arasında alışveriş yaparken bir gıda ürününün son kullanma tarihinin etiket için belirleyici faktörler arasında yer alması konusunda anlamlı farklılık saptanmıştır (p:0,036). İş kadınlarının gıda alışverişi sırasında daha az disiplinli olduğu ve son kullanma tarihine daha az dikkat ettiği tespit edilmiştir. Bu bulgular, gıda israfının azaltılması için eğitim ve bilinçlendirme programlarının önemini vurgulamaktadır. Sonuçlar, bu ölçeğin gıda israfı konusundaki bilgi düzeyleri, sağlık etkileri farkındalığı ve davranışını değerlendirmek için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu göstermektedir. Bu ölçeğin kullanımı, sadece gıda israfının azaltılmasına değil, aynı zamanda kaynakların daha verimli kullanılmasına ve sürdürülebilir bir gıda sistemine doğru adımlar atılmasına yardımcı olabilir. Anahtar Kelimeler: Çevresel motivasyon, Moral motivasyonu, Finansal motivasyon, Sosyal motivasyon, Gıda israfı
  • Master Thesis
    Farklı Kahvaltı Tüketiminin Üniversite Öğrencilerinin Bilişsel Performansları Üzerine Etkisinin İncelenmesi
    (2024) Oymak, Hasret Gülüş; Küşümler, Aylin Seylam; Beslenme ve Diyetetik / Nutrition and Dietetics
    Bilişsel performans, bireyin zihinsel süreçlerinin etkinliğini ve başarı düzeyini yansıtan önemli bir kavramdır. Zihinsel süreçler arasında düşünme, dikkat, hafıza, dil, problem çözme, öğrenme ve karar verme gibi çeşitli zihinsel aktiviteler yer alır. Yapılan araştırmalar, kahvaltının bilişsel fonksiyonlar, özellikle hatırlama performansı üzerindeki olumlu etkilerini vurgulamaktadır. Araştırma, İstanbul Okan Üniversitesi'nde öğrenim gören 18-25 yaş arası üniversite öğrencilerinin kahvaltı tüketiminin üniversite öğrencilerinin bilişsel performansı üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya katılan 78 öğrenci, bilişsel açıdan sağlıklı olup, son üç ay içinde ciddi bir sağlık problemi yaşamamış bireylerden oluşmaktadır. Katılımcılar; kahvaltı yapmayanlar, sağlıksız kahvaltı yapanlar ve sağlıklı kahvaltı yapanlar olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Veriler, demografik ve sağlık bilgilerini içeren anket, Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve besin tüketim kaydı uygulanarak toplanmıştır. Deney günü, katılımcıların en az 12 saat açlık sonrası antropometrik ölçümleri alınmış ve Stroop Testi T-BAG Formu uygulanmıştır. Kahvaltı yapmayan grup aç kalmış, sağlıksız kahvaltı yapan grup poğaça, sağlıklı kahvaltı yapan grup ise standart bir kahvaltı tabağı tüketmiştir. Kahvaltı sonrası iki saat sonra tekrar Stroop Testi uygulanmıştır. Stroop testi kartlarında ön test kart süresi ortalaması gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark göstermemiştir (p>0,05). Kart 1'de son testte sağlıklı grup kart süresi ortalaması diğer gruplardan istatistiksel olarak düşük bulunmuştur (p<0,05). Stroop Testi Kart 1 sonuçlarına göre sağlıklı kahvaltı grubu, ön testte 1055 ± 218 ms ve son testte 900 ± 163 ms performans sergilemiştir. Bu grup, diğer gruplara kıyasla daha hızlı yanıt vermiştir (F=3,834, p=0,026). Sağlıksız gruptaki düşüş diğer gruplardan istatistiksel olarak yüksek çıkmıştır (F=3,037 p=0,049). Diğer kartlarda istatistiksel olarak önemli bir fark çıkmamış, ön test ve son test değerlendirmesinde genel olarak son testteki süreler daha kısa bulunmuştur. Bilişsel performansı etkileyen bir parametre olan fiziksel aktivite ölçeğinde gruplar arasında istatistiksel olarak önemli bir fark çıkmamıştır. Bu sonuç, çalışmanın sonuçlarını etkileyebilecek fiziksel aktivite parametresinin çalışmada önemli olmadığını göstermektedir. Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği analizinde ise genel olarak kahvaltı yapmayan grubun Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği puanları kahvaltı yapan gruplardan daha düşük hesaplanmış olup (p<0,05), kahvaltı yapan grupların ölçek puanları arasındaki fark önemsiz bulunmuştur. Besin tüketimleri arasında istatistiksel olarak önemli bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Sadece kahvaltı yapmayan grubun karbonhidrat tüketimi diğer gruplardan yüksek bulunmuştur (p<0,05). Araştırmanın bulguları, kahvaltının günlük enerji ihtiyacını karşılamada önemli bir rol oynadığını ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde olumlu etkileri bulunduğunu göstermektedir. Ancak, kahvaltının bilişsel performans üzerindeki etkilerinin daha geniş katılımcı gruplarında detaylı olarak incelenmesi, elde edilen bulguların daha kapsamlı ve güvenilir olmasını sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Performans, Kahvaltı Tüketimi, Üniversite Öğrencileri, Stroop Testi, Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği, Sağlıklı Beslenme.
  • Master Thesis
    Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığında Enstrüman Destekli Yumuşak Doku Mobilizasyonun Solunum Fonksiyonları Üzerine Etkisi
    (2024) Erciyas, Gülben; Atıcı, Emine; Fizyoterapi ve Rehabilitasyon / Physiotherapy and Rehabilitation
    Bu çalışmanın temel hedefi Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı (KOAH) tanısı almış bireylerde alt ekstremiteye uygulanan enstrüman destekli yumuşak doku mobilizasyonun (EDYDM) solunum fonksiyonuna etkisini araştırmaktır. Çalışma 44 gönüllü birey üzerinde gerçekleştirildi. Hastalar randomize olarak tedavi grubu (n=22) ve kontrol grubu (n=22) olarak iki ayrı grupta yer aldı. Bireylerin göğüs kafesi mobilitesi (göğüs çevre ölçümleri), hamstring kas mobilitesi (popliteal açı testi), posterior zincir kaslarının mobilitesi (parmak-yer mesafesi testi), solunum fonksiyonları (spirometre) ve egzersiz kapasitesi (6 dakika yürüme testi (6DYT)) değerlendirildi. Her iki gruba da solunum egzersizleri öğretildi ve 4 hafta süreyle hastalar tarafından uygulandı. Tedavi grubundaki bireylere ayrıca 4 hafta boyunca haftada 1 seans EDYDM uygulandı. Grup içi karşılaştırmada tedavi grubunda axillar ve xiphoid seviyede göğüs kafesi mobilitesinde, posterior zincir kasların mobilitesinde, FEV1, FEV1/ FVC, FEF25-75, %FEV1, %FVC, %FEF25-75 değerlerinde, 6DYT anlamlı fark bulundu (p<0,05). Kontrol grubundaysa %FVC değerinde ve 6DYT anlamlı fark gözlendi (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmada ise axillar ile xiphoid seviyesinde inspirasyon, ekspirasyon, göğüs kafesi mobilitelerinde, posterior zincir kas mobilitesinde, FEV1, FEV1/FVC, FEF25-75, %FEV25-75tedavi edilen grubun, diğer gruptan istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha iyi sonuçlar elde ettiği saptandı (p<0,05). Çalışmanın elde ettiği sonuçlar; EDYDM'nin göğüs kafesi mobilitesi, posterior zincir kaslarının mobilitesi, solunum fonksiyonlarını ve egzersiz kapasitesini artırmada etkili bir yöntem olduğunu gösterdi.
  • Master Thesis
    Tv Dizilerinde Devam Eden Yeşilçam Melodramlarındaki Süreklilikler ve Farklar: Bir Başkadır Dizisi Örneği
    (2024) Armağan, Gamze; Adilçe, Bahar Kılıç; Sinema Televizyon / Cinema and Television
    Bu araştırmanın amacı Yeşilçam'daki melodramların çağdaş dönemdeki eserlerin tekrar ve farklarını 'Bir Başkadır' dizi örneğinde incelemektir. Melodramın bir tür olarak tarihsel çerçevesi incelendiğinde, köklerinin Antik Yunana kadar dayandığı gözlemlenmiştir. Günümüze kadar geçen zaman içinde hem tiyatrolarda hem de öykü gibi metinlerde kullanılan melodramlar televizyon ve sinemanın ortaya çıkmasıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Bu bağlamda Yeşilçam melodramlarının en belirgin özelliklerini, karakterlerin ve anlatı yapısının kalıplar içinde verilmesi oluşturmaktadır. Anlatımın kalıplar içinde verilmesinde klasik ayrımların öne çıktığı tespit edilmiştir. Bu ayrımların başında ise zengin-fakir, kentli-köylü, seküler-muhafazakâr, kadın-erkek gibi ayrımlar gelmektedir. Yeşilçam melodramının, bu tür kalıpsal ayrımlara gitmesi literatürde melodramın zaman zaman değersiz görülmesine neden olmuştur. Nitekim bu kalıplar melodram türünün gerçeklikten uzaklaşması bağlamında değerlendirilmiştir. Bununla birlikte melodramın kitlelere yönelik olması da bir diğer eleştiri noktası olarak öne çıkmaktadır. 'Bir Başkadır' dizisi Yeşilçam'ın melodramatik kodları bakımından incelendiğinde, melodramlarda görülen birçok temel ayrımın bu dizide de tekrar ettiği belirlenmiş; hatta zengin-fakir, köylü-kentli gibi temel ayrımların dizide öne çıktığı görülmüştür. Bu kodlara eklemlenen başka kodlar da yer almıştır. Kadın, cinsellik gibi temalar da bu kodlar üzerinden tekrar etmiştir. Nitekim cinsellik zengin sınıf çerçevesinde betimlenmiştir. Ancak dizideki karakterler bu şekilde ayrımlaşmış olsa da varoluşsal olarak derinlemesine bir şekilde incelenmiştir. Bu şekilde ise, incelemenin ve anlatımın melodramatik kodlardan farklılığı görülmektedir.
  • Master Thesis
    Üstün Yetenekli Çocuğa Sahip Olan ve Olmayan Annelerin Nesne İlişkilerinin, Narsisizm Özelliklerine ve Kaygı Düzeylerine Etkisi
    (2024) Sarıbaş, Merve; Bahayi, Kader; Psikoloji / Pshchology
    Bu araştırmanın temel amacı, üstün yetenekli çocuk sahibi olan ve olmayan annelerin nesne ilişkilerinin, narsisizm özellikleri ve kaygı düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmanın örneklemi, Sultangazi ilçesindeki Sultangazi Belediyesi Bilim Merkezi ve Kâşif Çocuk projelerinde eğitim gören üstün yetenekli ve üstün yetenekli olmayan öğrencilerin annelerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplamda 324 anne katılmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Bell Nesne İlişkileri Ölçeği, 5 Faktör Narsisizm Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, SPSS 25.0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiş ve verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Bu bağlamda, verilerin analizinde parametrik testler olan bağımsız örneklem t-testi, hiyerarşik regresyon analizi ve Pearson korelasyon analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma bulgularına göre, üstün yetenekli çocuğa sahip olan ve olmayan annelerin nesne ilişkileri ölçek puanları ile narsisizm ve kaygı ölçek puanları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Üstün yetenekli çocuğa sahip olmayan annelerin egosantrizm puanlarının, üstün yetenekli çocuğa sahip annelere göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, katılımcıların eğitim düzeylerine göre liderlik-otorite alt boyutunda anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir; üstün yetenekli çocuğa sahip annelerin liderlik-otorite alt puanları, sahip olmayan annelere kıyasla daha yüksektir. Diğer alt boyutlar arasında ise anlamlı bir fark bulunmamıştır. Çalışmanın analiz sonuçlarına göre, üstün yetenekli çocuğa sahip annelerin anksiyete puanlarının nesne ilişkileri puanları tarafından yordadığı görülmüştür. Özellikle, nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme boyutlarında güvensiz bağlanma ve gerçekliğin bozulması puanları, anksiyete düzeylerini pozitif yönlü ve anlamlı bir şekilde etkilemektedir. Ayrıca, nesne ilişkilerinin güvensiz bağlanma alt ölçeği ile narsisizmin alt boyutlarından kırılgan narsisizm puanlarının üstün yetenekli çocuğa sahip annelerin kaygı düzeylerini pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde etkilediği bulunmuştur. Ancak, üstün yetenekli çocuğa sahip olan ve olmayan annelerin kaygı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Çalışmanın sonuçları, hem üstün yetenekli çocuğa sahip anneler hem de olmayan anneler arasında nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme ölçeğinin güvensiz bağlanma alt boyutu ile narsisizmin hayranlık ihtiyacı alt boyutu arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmadan elde edilen bulgular, literatür ışığında kavramsal ve kuramsal çerçevede tartışılmış, araştırmanın sınırlılıklarına ve gelecek çalışmalara faydalı olabilmesi için önerilere yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    İnsülin Direnci Tanısı Almış Yetişkin Kadınlarda Beslenme Durumunun Değerlendirilmesi
    (2024) Kar, Nur Nagehan; Küşümler, Aylin Seylam; Beslenme ve Diyetetik / Nutrition and Dietetics
    Çeşitli kronik metabolik hastalıklara zemin hazırlayan obezite özellikle insülin direnci için risk faktörü olarak bilinmektedir ve prevelansının hem dünyada hem de ülkemizde giderek arttığı görülmektedir. Bu çalışma özel bir sağlık kuruluşuna başvuran en az altı ay önce doktor tarafından konulmuş insülin direnci tanısı bulunan ve çeşitli seviyelerde obez olan 18-65 yaş aralığındaki 71 kadın bireyin tıbbi beslenme tedavisi uygulanmadan önce ve uygulanmaya başlandıktan bir ay sonra beslenme durumunun değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik bilgiler, sağlık ve beslenme bilgileri, antropometrik ölçümler, besin tüketim sıklıkları, mevcut beslenme bilgilerini ölçen Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği (SBİTÖ) ve Üç Faktörlü Beslenme Anketi (TFEQ-18) uygulanmıştır. Beslenme durumlarını değerlendirmek için hasta dosyalarından biyokimyasal bulgulardan yararlanılmış ve tıbbi beslenme tedavisi öncesi üç günlük besin tüketim kayıtları incelenmiştir. Katılımcıların BKİ ortalaması 35,23±4,62 kg/m2'dir (p<0,05). Katılımcıların tıbbi beslenme tedavisi almadan önceki alışkanlıkları incelendiğinde insülin direnci tanısına uygun beslenmedikleri, kan glukozu regülasyonu için önerilen dengeli ve düzenli beslenme protokolüne uymadıkları ve sedanter bir yaşam tarzı benimsedikleri görülmüştür. Özellikle porsiyon kontrolüne dikkat etmemeleri ve besin örüntüsünde herhangi bir kısıtlama yapmamalarının sonucu olarak tüm katılımcılarda çeşitli seviyelerde obezite olduğu saptanmıştır. Besin seçimlerine bakıldığında basit karbonhidrat ve yağ oranı yüksek bir beslenme modeli benimsedikleri görülmüştür. Katılımcıların TBT öncesindeki SBİTÖ puan ortalaması 41,94 iken TBT sonrasında 91,21 olduğu ve TBT öncesinde sağlıklı beslenme konusunda yeterince bilgi sahibi olmadıkları tespit edilmiştir (p<0,05). Katılımcıların günlük diyetle aldıkları enerji, karbonhidrat, yağ, protein, kolesterol ve birçok vitamin ve mineralin önerilenden yüksek olması kontrolsüz yeme, dengesiz ve düzensiz beslenme örüntüsü ile ilişkilendirilmiştir. TFEQ-18 ölçeğine göre ise TBT öncesinde kontrolsüz yeme, duygusal yeme, bilişsel kısıtlama, açlığa duyarlılık puanları sırasıyla 14.61, 8.97, 10.58, 11.25, iken TBT sonrasında sırasıyla 8.69, 6.13, 20.45, 6.65, olduğu tespit edilmiş özellikle TBT öncesi bilişsel kısıtlama puanları TBT sonrasına göre düşük bulunmuştur (p<0,05). TBT öncesi dönemde Kötü Beslenme Alışkanlığı alt boyutu ile HOMA-IR değeri arasında hesaplanan -0,245 korelasyon katsayısı ile istatistiksel olarak anlamlı, düşük düzeyli ve negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Bireylerin beslenme konusunda bilgi düzeylerinin artırılmasının TBT sonrası SBİTÖ ve TFEQ-18 bilişsel kısıtlama alt boyutu puan artışıyla ölçek puanlarına yansıdığı görülmektedir. Her iki ölçek sonuçları katılımcıların TBT müdahelesi öncesinde bilgi düzeylerinin yetersiz olduğunu ve IR tanısına uygun beslenmediklerini göstermektedir. Bir aylık TBT ve görüşmelerde yapılan bilgilendirmelerle beslenme bilgi düzeyinde artış, vücut ağırlığında ve bel çevresi uzunluğunda azalma görülmüştür. Sonuç olarak IR'nin tedavisinde TBT'nin hem ağırlık kontrolünde hem de kan glukozu regülasyonu için gerekliliği doğrulanmaktadır.
  • Master Thesis
    Bölgesel ve sürdürülebilir lojistik kavramı: Baden-Württemberg (Almanya) kırsal alan lojistiği üzerine bir inceleme
    (2023) Ogunsemoyın, Adegboyega Bamıdele; Uzpeder, İbrahim
    Bölgesel ve sürdürülebilir lojistik kavramı, ulaştırma endüstrisinin karşı karşıya olduğu artan çevresel ve sosyal zorluklar bağlamında giderek artan öneme sahiptir. Bu araştırma, özellikle sürdürülebilir ve verimli yük taşımacılığına odaklanarak Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletindeki kırsal alan lojistiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Literatür taraması, vaka çalışmaları ve ampirik analizin bir kombinasyonu yoluyla bu çalışma, Baden-Württemberg'de kırsal alan lojistiğini iyileştirmeye yönelik temel zorlukları ve fırsatları belirlemektedir. Bu çalışmanın sonuçları, Yapay zeka gibi Endüstri 4.0 teknolojilerinin kullanılmasının lojistik operasyonların etkinliğini ve sürdürülebilirliğini büyük ölçüde artırabileceği çalışmanın sonuçları arasında yer almaktadır. Ayrıca kırsal alanlarda yük taşımacılığının sürdürülebilirliğini iyileştirmek için temel stratejiler olarak taşıma türlerinde değişim, işbirliği ve ortaklıklar, düzenleyici reform ve sürdürülebilirlik raporlaması araştırma bulgularıyla tespit edilmiştir. Bu araştırma, kırsal alanda sürdürülebilir lojistiğin karmaşıklığının ve fırsatlarının daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunur; kamu kesimi politika yapıcılarına, lojistik şirketlerine ve diğer paydaşlara daha sürdürülebilir ve verimli yük taşımacılığı teşvik etmek amaçlı kıymetli içgörüler sağlar.
  • Master Thesis
    Irak ticari bankalarında iç denetim etkinliği faktörleri
    (2023) Alsaedı, Tareq Azeez Joudah; Calayoğlu, İlker; Muhasebe ve Denetim / Accounting and Auditing
    Modern ekonomide denetimin rolü, firma mülkiyeti ve idaresi daha parçalı hale geldikçe büyümüş ve temsilciler ile idareciler arasında potansiyel çıkar çatışmaları yaratmıştır. Kurumsal yönetim sistemlerini yönetmek ve teşvik etmek için en yararlı araçlardan biri, disiplinli kurumsal yönetimin büyümesidir. Bir kuruluşun yönetim kurulu ve denetim komitesi, şirketin mali tablolarının güvenilirliğini artırmak için iç denetim görevlerini yürüterek, iç değerlendirmeyi herhangi bir sağlam kurumsal yönetim sisteminin önemli bir parçası haline getirir. Yirminci yüzyılın sonlarında başlayan organizasyonel krizler, iç denetime olan talebi artırdı. Analizin temel amacı, ticari bankaların iç denetiminin etkinliğini değerlendiren değişkenleri tanımlamaktır. Sonuç olarak, (P<0.05) istatistiksel anlamlılık düzeyinde, yönetim yardımının Irak ticari bankalarında iç denetimin etkinliği üzerinde önemli bir etkisi vardır. Bu nedenle, yönetim desteğinin seviyesi, iç denetimin katma değer rolünü yerine getirme, departman performansını artırma ve iş sonuçlarını artırma becerisi üzerinde önemli ve istatistiksel olarak ilgili bir etkiye sahiptir. Bu nedenle, Irak ticari bankalarındaki iç denetim, yönetim desteğinden etkilenir. Anahtar Kelimeler: İç Denetim, İç Denetim Faktörleri, İç Denetim Etkinliği.
  • Master Thesis
    Türk orkestra tarihinde sanat yoluyla eğitim ve öğretim modeline bir örneklem 'Şile Üflemeli Çalgılar Gençlik Orkestrası'
    (2023) Yüksel, Şükran Rahşan; Otacıoğlu, Sena Gürşen
    Eğitimde temel kavramların üzerinde durarak başlamış olduğumuz araştırmamız; sanat eğitimi ve öğrenme ilişkisini içeren bir takım teorilere, ekollere ve ülkemizde uygulanmış, uygulanmakta olan sanat eğitimlerine değinmektedir. Ayrıca araştırmamız; sanat yoluyla eğitim ve öğretim modeline, Türk orkestra tarihinde bir örneklem oluşturduğunu düşündüğümüz Şile Üflemeli Çalgılar Gençlik Orkestrasını temel alarak ilerlemiştir. Öncelikle bir toplumun sosyolojik yapısını 30 yıllık bir sanat eğitimi serüveni ile nasıl değiştirilebileceğini, bireyin 9 yaşında başladığı, genelinde müzik eğitimi özelinde ise çalgı eğitiminin 25 – 30 yıllık bir gelişim sürecini takiben hangi kazanımları elde etiğini görmüş olacağız. Aynı zamanda bireysel çalgı eğitimi sürecinin de gurup çalışması niteliğinde, birlikte uyumlu bir şekilde müzik yapabilme kazanımına dönüştürülmesi örneği ile ülkemizdeki sanat eğitim sistemimizi ve yöntemlerimizi tekrar gözden geçirme imkânı sunulmuş olacaktır. Araştırmada yer alan bazı veriler, görüşme tekniği kullanarak elde edilmiş, arşivlerden yararlanılarak konuya detaylı ışık tutmaya çalışılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda ileride yapılacak olan çalışmalara fayda sağlayacağı düşünülen önerilere de yer verilmiştir.