Master Thesis / Master Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14517/2606

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 3128
  • Master Thesis
    4-6 Yaş Çocuklarının Öz Düzenleme Becerileri İle Annelerinin Psikolojik Dayanıklılığı ve Riskli Oyuna Yönelik Toleranslarının İncelenmesi
    (2025) Karaca, Vesile; Sezgin, Esin
    Bu çalışmada 4-6 yaş çocuklarının öz düzenleme becerileri ile annelerinin psikolojik dayanıklılığı ve çocuklarının oyunlardaki risk alma davranışlarına yönelik toleranslarının incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini İstanbul ili Avrupa Yakası'nda okul öncesi eğitime devam eden çocuğu olan 463 anne oluşturmaktadır. Avrupa Yakası'ndaki okulları belirlemede uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri; 'Kişisel Bilgi Formu', '4–6 Yaş Çocukları için Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne Formu)', 'Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği' ve 'Oyunda Risk Alma Toleransı Ölçeği (Ebeveyn Formu)' kullanılarak toplanmıştır. Veri analizinde, normallik dağılımları Kolmogorov-Smirnov testi ile değerlendirilmiş; analizlerde ise parametrik testlerden Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon ve çoklu karşılaştırmalar için Tukey Testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, 4-6 yaş grubu çocukların öz düzenleme becerileri ile cinsiyet, kardeş sayısı, doğum sırası, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu ve algılanan gelir düzeyi değişkenleri arasında anlamlı düzeyde farklılıklar saptanmıştır. Benzer şekilde, annelerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile çocuğun yaşı, kardeş sayısı, doğum sırası ve baba öğrenim durumu değişkenleri arasında da anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ayrıca, annelerin çocuklarının oyunlarında risk alma davranışlarına yönelik tolerans düzeyleri ile kardeş sayısı, doğum sırası, anne ve baba öğrenim durumu değişkenleri arasında anlamlı farklar tespit edilmiştir. Çocukların öz düzenleme becerileri arttıkça, annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin de yükseldiği belirlenmiştir. Bununla birlikte, çocukların öz düzenleme becerileri ile annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinin, annelerin çocuklarının oyunlardaki risk alma davranışlarına yönelik toleranslarını anlamlı düzeyde yordamadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda, çocukların öz düzenleme becerilerinde kız çocuklarının erkek çocuklara kıyasla daha yüksek düzeyde öz düzenleme becerilerine sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca çocukların öz düzenleme becerilerinin annelerin psikolojik dayanıklılık düzeylerini yordadığını ancak çocukların öz düzenleme becerilerinin annelerin çocuklarının oyunlardaki risk alma davranışlarına yönelik toleranslarını yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
  • Master Thesis
    Klinik Olmayan Örneklemde Grup Sinematerapi Uygulamalarının Erken Dönem Uyum Bozucu Şemalar Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi
    (2025) Torunoğlu, Gizem Ucuz; Bahayi, Kader
    Bu çalışma, klinik olmayan örneklemde grup sinematerapi uygulamalarının erken dönem uyum bozucu şemalar üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Sinematerapi, psikoterapi sürecinde filmlerin terapötik amaçla kullanılmasını içeren bir müdahale yöntemi olarak, son yıllarda ruh sağlığı alanında giderek artan bir ilgi görmektedir. Araştırma, Bursa ilinde yaşayan ve internet üzerinden yapılan duyuruya başvuran 32 kişi arasından seçilen 12 yetişkin birey ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Sosyodemografik Veri Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form (YŞÖ-KF3), Young-Rygh Kaçınma Ölçeği ve Young Telafi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 8 hafta boyunca, haftada bir kez 90 dakikalık grup sinematerapi oturumları düzenlenmiştir. Her oturumda önceden belirlenen filmler üzerinden yapılandırılmış tartışmalar gerçekleştirilmiş ve katılımcıların şema yapılarına yönelik farkındalık geliştirmeleri hedeflenmiştir. Elde edilen veriler Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın temel bulguları şu şekildedir: Young Şema Ölçeği'nin 14 alt boyutundan yalnızca Cezalandırılma alt boyutunda sinematerapi öncesi ve sonrası anlamlı bir azalma saptanmıştır. Diğer 13 alt boyutta zamana bağlı anlamlı değişimler gözlenmemiştir. Benzer şekilde, Young Kaçınma Ölçeği ve Young Telafi Ölçeği alt boyutlarında da sinematerapi öncesi ve sonrası anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Bununla birlikte, şema boyutları ile telafi ve kaçınma stratejileri arasında çeşitli anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir: Duygusal yoksunluk şeması ile eleştiriye tahammülsüzlük arasında pozitif yönde anlamlı ilişki, karamsarlık şeması ile kontrol ve aşırı bağımsızlık arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler, sosyal izolasyon/güvensizlik şeması ile sıkıntıyı yok sayma arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar, kısa süreli grup sinematerapi uygulamalarının erken dönem uyum bozucu şemalar üzerinde sınırlı bir değişim yaratabildiğini ancak şema yapıları ile başa çıkma stratejileri arasındaki ilişkileri ortaya koyduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, sinematerapi uygulamalarının daha uzun süreli ve yapılandırılmış programlar şeklinde planlanması gerektiğine işaret etmektedir.
  • Master Thesis
    Yetişkinlerde Çevrimiçi Kumar Bağımlılığı İle Ebeveyn Tutumları İlişkisinde Yaşantısal Kaçınma ve İçgörü Düzeyinin Aracı Etkisinin İncelenmesi
    (2025) Gökdemir, Özgü; Soygür, Arif Haldun
    Kumar Oynama Bozukluğu, tekrarlanan ve alışkanlık haline gelen davranışlarla kendini gösteren bir bozukluktur. Günümüzde internet ve mobil cihazların yaygınlaşması, kumarın çevrimiçi olarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlamıştır. Bu araştırma, yetişkinlerde çevrimiçi kumar bağımlılığı ile anne-baba tutumları arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkide yaşantısal kaçınma, kendine yansıtma ve içgörü düzeylerinin aracılık rolünü incelemektedir. İlişkisel tarama türünde yürütülen araştırmaya 407 yetişkin katılmıştır. Araştırmanın verileri Sosyo-Demografik Bilgi Formu, İnternet Kumar Bağımlılığı Ölçeği, Çok Boyutlu Yaşantısal Kaçınma Ölçeği-30, Kendine Yansıtma ve İçgörü Ölçeği ve Anne-Baba Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre, erkek katılımcıların çevrimiçi kumar bağımlılığı puanlar kadın katılımcıların puanlarında daha yüksektir. Kadın katılımcıların ise yaşantısal kaçınma ve kendine yansıtma düzeylerinde daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür. Yaş grupları arasında demokratik tutum ve çevrimiçi kumar bağımlılığı düzeylerinde bazı farklar görülse de bu farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Bağımlılık düzeyi sosyo-ekonomik duruma göre farklılaşmamaktadır. Yaşam biçimi açısından, yalnız yaşayan bireylerin çevrimiçi kumar bağımlılığı düzeyleri daha yüksek saptanırken; arkadaşlarıyla yaşayan bireylerin içgörü puanları daha yüksektir. Sigara ve alkol kullanan bireylerin çevrimiçi kumar bağımlılığı daha yüksek, kendine yansıtma ve içgörü düzeyleri daha düşüktür. Ebeveyn tutumları arasında pozitif ilişkiler bulunmuş, özellikle demokratik tutumun yaşantısal kaçınma, kendine yansıtma ve içgörü ile pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Çevrimiçi kumar bağımlılığı, içgörü ile negatif; yaşantısal kaçınma ile pozitif yönde ilişkilidir.Aracı etki analizlerine bakıldığında, demokratik tutumun çevrimiçi kumar bağımlılığına doğrudan etkisi bulunmamakla birlikte, yaşantısal kaçınma ve içgörü aracılığıyla dolaylı etkiler göstermiştir. Otoriter ve koruyucu tutumların ise yaşantısal kaçınma aracılığıyla bağımlılığı artırıcı dolaylı etkileri saptanmıştır.Tüm bu bulgular; çevrimiçi kumar bağımlılığının çok katmanlı psikososyal faktörlerden etkilendiğine işaret etmektedir.
  • Master Thesis
    Okul Öncesi Eğitime Devam Eden 60-72 Ay Grubu Çocuklarda Özgül Öğrenme Güçlüğü Risk Faktörlerinin Ebeveyn Aracılığı ile Taranması ve Öğretmen Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi: Kocaeli Örneği
    (2025) Genç, Zehra; Doğan, Handan
    Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitime devam eden 60-72 ay grubu çocukların ebeveynleri aracılığıyla ÖÖG risklerinin taranması ve okul öncesi öğretmenlerinin ÖÖG risk faktörlerine ilişkin bilgi düzeylerinin incelenmesidir. Betimsel tarama modeline dayalı olan bu çalışmada öğretmenlere 'Özgül Öğrenme Güçlüğüne İlişkin Soru Listesi' (Yiğiter, 2005), ebeveynlere ise 'Özgül Öğrenme Bozukluğu Tarama Ölçeği' (Oral, 2017) uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, Kocaeli ilindeki bağımsız anaokullarında görev yapan 395 öğretmen ve 557 ebeveynden elde edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, öğretmenlerin büyük bir bölümünün ÖÖG konusunda bilgi sahibi olduğunu ifade etmesine rağmen özellikle zekâ düzeyi, fark edilme dönemi gibi kavramsal konularda bilgi eksiklikleri olduğu saptanmıştır. Benzer şekilde, ebeveynlerden elde edilen verilere göre ÖÖG'nin alt boyutlarından olan kavramsal beceriler ve motor becerilerde risk tarama puanları yüksekken kişilik özellikleri ve sosyal beceriler gibi alanlarda ise bu puanların düşük olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin bilgi düzeylerinin; yaş, mesleki kıdem ve öğrenim durumu gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar gösterdiği gözlenmiştir. Ebeveynlerde ise 31-40 yaşa aralığındaki bireylerin çocuklarının ÖÖG risklerinde daha düşük tarama puanına sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Özgül öğrenme güçlüğü, okul öncesi eğitim, öğrenme güçlüğü belirtileri. Tarih: 26.09.2025
  • Master Thesis
    Yapay Zeka Destekli Otizm Spektrum Bozukluğu Tanısı: Makine Öğrenimi ve Derin Öğrenme Yaklaşımları
    (2025) Irzooqi, Rusul Salah; Türeli, Didem Kıvanç
    Otizmin spekturum bozukluğuna yönelik kapsamlı ve maliyetli değerlemelerin eğitimli sağlık profesyonellerince gerçekleştirilmesinin gerektirdiği iletişim zorluğuna ve tekrarlayan davranış kalıplarına sahip gelişimsel bir durumdur.Spekturum Katsayısı ve Görevden Geçirilmiş Otizme Erken Teşhis Kontrol Listesi dahil olmak üzere çeşitli araştırmacılar tarafından geliştirilen eleme araçlarıyla bu zorluğa karşı çözümler sunulmuştur.Bahsi geçen yöntemlerin doğru sonuçlar vermesinde kullanıcının uzmanlık seviyesine ve bilgi birikimine büyük özen göstermek gerekmektedir. Makine öğrenimi teknikleri; OSB teşhisinin doğru ve hızlı bir şekilde geliştirilmesinde önemli bir potansiyel sergilemektedir. Otomatik sınıflandırıcılar aracılığıyla oluşan sınıflandırma sistemleri; OSB teşhisinin tanı doğruğunu ve etkinliğini artırarak hassasiyetini iyileştirirken özünlülüğü ve verimini de artırmaktadır. Önerilen yöntemde; çeşitli OSBlere yönelik sorular ve bireylerin günlük aktivite verilerinde makine öğrenimi ile derin öğrenme teknikleri birleştirilmektedir. Çocuklar üzerinde yapılan deney sonucunda elde edilen verilerin analizi göstermiştir ki; makine öğrenimi tabanlı sınıflandırıcılar geleneksel yöntemlerden daha iyi performans sergileyerek tahmin doğruğunu artırmış ve hassasiyet ile spesifiklik bakımından da daha iyi sonuçlar vermiştir. Üç farklı sınıflandırma algoritması - %86 doğru oranıyla K-en yakın komşular (KNN), %96 doğru oranıyla stokastik gradyan inişi (SGD) ve %92 doğru oranıyla destek vektör makinesini (SVM) - otizm spektrum bozukluğuna yönelik veriler üzerinde test edildiler. Sistem derin öğrenme teknikleriyle %99,8 doğru oranına ulaştı. Makine öğrenimi ve derin öğrenme yöntemlerinin kullanılması; hem klinisyenler hem de bireyler için otizm spektrum bozukluğunun teşhisini geliştirmek adına daha iyi tanı araçları oluşturma konusunda büyük bir potansiyel sunuyor. Anahtar Kelimeler: Otizm tanısı, makine öğrenmesi, K-en yakın komşu, destek vektör makinesi (SVM).
  • Master Thesis
    Ses Hijyeni Protokolleri ve Şan Performansı İlişkisi
    (2025) İlhan, Pınar Kaleli; Kürkçüoğlu, Seta
    Sesin oluşumu ve ses hijyenini etkileyen faktörler, sesini aktif olarak kullanan mesleklerde; özellikle şan performansçıları ve şan öğrencileri için oldukça önemlidir. Bu çalışmada ses hijyeni konusu geniş bir şekilde araştırılmış, bu bağlamda literatür taraması yapılmıştır. Öncelikle sesin oluşumunu sağlayan anatomik sistemler ele alınmış, sesi olumsuz yönde etkileyen faktörler tek tek incelenmiştir. Ses sağlının önemi, şan performansını etkileyen sorunlar, ses hijyeni protokolleri ve sürdürülebilir şan performansının edinilmesini sağlayan alışkanlıkların kazandırılmasına yönelik öneriler sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Richard Wagner'in Mitolojik Konulu Opera Eserlerinde Yer Alan Seçilmiş Kadın Karakterlerde Görülen Ses Yapısı
    (2025) Atçı, Gözde Kükrer; Kürkçüoğlu, Seta
    Bu çalışma, Richard Wagner'in operalarında mitolojik temaları tercih etme nedenlerini ve bu çerçevede kadın karakterlere yüklediği ses yapısal özelliklerini incelemektedir. Richard Wagner, özellikle Germen ve İskandinav mitolojilerine dayanan librettolarında evrensel çatışmaları, aşk, kader, kurtuluş ve ahlaki ikilemler gibi temaları işlerken, mitolojik bağlamı bireysel ve kolektif insan deneyimlerinin simgesi olarak kullanmıştır. Bu bağlamda kadın karakterler, sadece anlatının pasif özneleri değil, aynı zamanda dramatik yapının taşıyıcıları ve sembolik figürleri olarak konumlandırılmıştır. Bu tez çalışmasına konu olan Richard Wagner'in seçilen kadın karakterleri Senta, Elisabeth, Venus, Isolde ve Kundry, dramatik derinliğin yanı sıra vokal olarak da geniş bir yelpazeye sahiptir. Bu karakterler için yazılan vokal partiler, güçlü dramatik soprano seslerine ihtiyaç duymaktadır; karakterlerin içsel çatışmaları, tutkuları ve ruhsal dönüşümleri bu ses yapısıyla ifade edilmektedir. Bu yapı, bestecinin müzik ve dramatik ifadeyi bütünleştirme amacının bir parçasıdır. Kadın karakterlerin vokal yazımı, anlatının duygusal yoğunluğunu artırmakta ve onların mitolojik düzlemdeki kurtarıcı, fedakâr veya trajik yönlerini ön plana çıkarmaktadır. Anahtar Kelimler: Richard Wagner, Mitoloji, Opera, Kadın Karakterler, Dramatik Soprano
  • Master Thesis
    Total Kalça Protezi Olan Hastalarda Kinezyofobi Düzeyinin Öz Bakım Gücüne Etkisi
    (2025) Çetin, Merve Ak; Bakın, Dilara
    Bu araştırma, total kalça protezi ameliyatı geçiren bireylerde kinezyofobi (hareket korkusu) düzeyinin öz bakım gücü üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Total kalça protezi, özellikle yaşlı ve dejeneratif eklem hastalığı olan bireylerin yaşam kalitesini artırmak için uygulanan etkili bir cerrahi yöntemdir. Ancak ameliyat sonrası dönemde sadece fiziksel değil, psikososyal ve duygusal faktörler de hastaların iyileşme sürecini etkilemektedir. Bu çalışmada, kinezyofobinin öz bakım gücünü sınırlandırarak hastaların rehabilitasyon süreçlerine katılımını olumsuz yönde etkileyebileceği varsayılmıştır. Araştırma kesitsel tiptedir. Bununla beraber verilerin sayısal olarak toplanıp analiz edileceği için kantitatif ve iki kavram arasındaki ilişki analiz edildiğinden ilişkisel bir araştırmadır. Araştırma bulgularına göre hastaların öz bakım gücü orta-yüksek düzeyde bulunmuştur (Ort.=90,44±20,6), ancak katılımcıların büyük çoğunluğu yüksek düzeyde kinezyofobiye sahiptir (Ort.=46,55±6,8). Yapılan basit doğrusal regresyon analizinde, kinezyofobi puanındaki her bir birimlik artışın, öz bakım gücünde ortalama 1,19 birimlik azalma ile ilişkili olduğu belirlenmiş ve modelin açıklayıcılığı %15,4 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgu, kinezyofobinin öz bakım davranışları üzerinde anlamlı ve negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca çalışmada öz bakım gücü ve kinezyofobi düzeyleri ile demografik, fizyolojik ve sosyoekonomik değişkenler arasındaki ilişkiler analiz edilmiştir. Öz bakım gücü; yaş, vücut ağırlığı, beden kitle indeksi, eğitim düzeyi, konut tipi ve kronik hastalık varlığı gibi birçok değişkenden anlamlı şekilde etkilenmiştir. Benzer biçimde, kinezyofobi düzeyi de eğitim durumu, meslek, konut yapısı, ağrı düzeyi ve uyku süresi gibi faktörlerle anlamlı ilişkiler göstermiştir. Araştırma sonuçları, kinezyofobinin bireyin fiziksel hareketliliğini sınırlayarak kas gücü, denge ve fonksiyonel bağımsızlık üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini ve bunun öz bakım yeterliliğini düşürebileceğini ortaya koymuştur. Bu çalışmanın sonuçları doğrultusunda, total kalça protezi ameliyatı geçiren bireylerde öz bakım gücünü artırmak ve kinezyofobi düzeyini azaltmak amacıyla fiziksel rehabilitasyonun yanı sıra psikososyal destek unsurlarının da iç içe geçtiği bütüncül ve multidisipliner müdahalelere ihtiyaç duyulduğu ortaya konmuştur. Özellikle hareket korkusunu azaltmaya yönelik erken tanılama, psikolojik destek ve yapılandırılmış hasta eğitimi programları, bireylerin günlük yaşam aktivitelerine katılımını artırmada kritik rol oynamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kinezyofobi, Öz bakım gücü, Total kalça protezi, Rehabilitasyon, Psikososyal destek
  • Master Thesis
    Algılanan Ebeveyn Kabul-red Düzeyi İle Reddedilme Duyarlılığı, Sosyal Onay İhtiyacı ve Somatizasyon Arasındaki İlişki
    (2025) Arabacı, Özge Sena; Yöntem, Evin Aydın
    Bu araştırmanın amacı, yetişkin bireylerde algılanan ebeveyn kabul-red düzeyi ile reddedilme duyarlılığı, sosyal onay ihtiyacı ve somatizasyon arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Aynı zamanda bu değişkenlerin; cinsiyet, yaş, eğitim durumu, medeni durum, kardeş sayısı, tanısı konmuş psikoloji rahatsızlık ve psikolojik destek alma durumuna göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Araştırma, 18-65 yaş aralığında olan 402 yetişkin bireyin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların %74,1'i kadın, %25,9'i erkektir ve yaş ortalaması 26,91'dir. Araştırmada veri toplamak için Sosyodemografik Bilgi Formu, Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği-Kısa Formu, Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi için SPSS programı kullanılmıştır. İki düzeyli sosyodemografik değişkenlere göre değişkenler arasındaki farklılıkları incelemek için bağımsız t-testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri değerlendirmek amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Ölçek puanlarının en az üç düzeyli kategorik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için tek yönlü ANOVA gerçekleştirilmiştir. Algılanan ebeveyn kabul-red düzeyi, reddedilme duyarlılığı, sosyal onay ihtiyacı ve somatizasyon değişkenleri arasındaki ilişkilerin yönünü ve anlamlılığını tespit etmek amacıyla Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen analizler sonucunda reddedilme duyarlılığı ile hem anne hem baba formunun tüm alt boyutları ve toplam puanları arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sosyal onay ihtiyacı ile algılanan kabul-red düzeyleriyle pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Özellikle anneden algılanan toplam kabul-red düzeyi ile sosyal onay ihtiyacı arasında pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Hem anneden hem babadan algılanan tüm alt boyutlar ve toplam kabul-red ile somatizasyon arasında anlamlı ve pozitif ilişkiler saptanmıştır. Reddedilme duyarlılığı ile sosyal onay ihtiyacı arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Reddedilme duyarlılığı ile somatizasyon arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Somatizasyon düzeyi ve sosyal onay ihtiyacının arasında pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğunu ortaya konmuştur.
  • Master Thesis
    Kroman Çelik Kanço Tepe Projesi Kapsamında Yapılan Şehir İçi Patlatmalı Kazı Faaliyetleri Kaynaklı Titreşimlerin Yönetimi ve Analizi
    (2025) Dondurmacı, Elif Aysema; Kahriman, Ali
    Bu tez çalışmasında, Kroman Çelik Sanayi Anonim Şirketine Ait Arazilerin İstenilen Kota Getirilecek Şekilde Hafriyatı ve Çevre İstinat Duvarları İnşası (Kanço Tepesi) Projesi sahasında gerçekleştirilen patlatmalı kazı faaliyetlerinin çevresel ve yapısal etkileri incelenmiştir. Patlatmalı kazıların titreşim, kaya fırlaması, toz ve hava şoku gibi çevresel olumsuzluklara neden olabilmesi sebebiyle, çalışma sahası çevresinde ve içerisinde bulunan risk unsuru yapıların etkilerini değerlendirmek amacıyla kapsamlı bir risk analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında saha çevresindeki ve içerisindeki risk unsuru yapılar dikkate alınarak bölgelendirme yapılmış ve her bölgeye özel patlatma modelleri geliştirilmiştir. Ayrıca, kazı esnasında oluşabilecek şev stabilitesi problemlerinin önüne geçmek için ayrı bir model uygulanmıştır. Proje sahası içerisinde yapılan şalt sahası inşaatı gibi hassas bölgeler için de taze beton döküm alanları göz önünde bulundurularak ayrı patlatma modelleri oluşturulmuştur. Patlatma sırasında oluşan titreşim ölçümleri 30 Kasım 2022 tarihinde yürürlüğe giren T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Gürültü Kontrolü Yönetmeliği esas alınarak değerlendirilmiş; sonuçlar, belirlenen eşik hasar limitlerinin altında kalmıştır. 833 adet patlatmadan elde edilen 2505 olay kullanılarak saha koşullarına uygun titreşim yayılım eşitlikleri türetilmiş ve bu eşitlikler literatürdeki benzer formüllerle karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, kontrollü patlatma uygulamalarının çevresel etkileri minimize ettiğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Tokat İli Almus İlçesinde Bulunan Şah Hatâyi Ocağının Cem Ritüeli ve Müzikal Analizi
    (2025) Gür, Ali; Özdemir, Erhan
    Türkiye'de yaşayan Alevi topluluklarında soya bağlı bir inanç sistemi bulunmaktadır. Bu inanç yapısı ocak adı verilen bir sistem üzerinden yürütülmektedir. Bu çalışma, Tokat İli Almus ilçesinde bulunan Şah Hatâyi Ocağı'nın cem ritüelinin yapısını ve bu türde yer alan müzikal türlerin analizini içermektedir. Şah Hatâyi Ocağı bünyesinde; Abdal Musa cemi, görgü cemi, irşad cemi, musahiplik cemi, düşkünlük cemi ve muharrem cemi olmak üzere altı farklı cem türü tespit edilmiştir. Form olarak birbirlerine benzeyen bu altı cemden en detaylı olan görgü ceminin işlenişi ve müzikal analizi tezin temel konusunu oluşturmaktadır. Bu bağlamda görgü cem ritüeli detaylı bir şekilde yazılarak inançsal müzik kültürünün makamsal ve ritmik analizi yapılmıştır.
  • Master Thesis
    Modern Zırhlı Araçların Patlayıcılardan Korumada Patlayıcı Reaktif Zırhın (ERA) Tasarımı ve Etkinliği
    (2025) Balkaya, Muhammed Ali; Kahriman, Ali
    Modern zırhlı araçlar, gelişen savaş tehditlerine karşı yüksek hızlı mermiler ve geleneksel zırha nüfuz edebilir. Patlayıcı reaktif zırh (ERA) gelen saldırıları bozarak korumayı artırır. Bu çalışma era'nın tasarımını çalışma şart ve savaş senaryolarını etkinliğini inceler. ERA metal plakalar arasında sıkıştırılmış patlayıcı katmanlardan oluşuyor. Çarpma, patlama merminin yörüngesini bozarak penetrasyonda azalma meydana gelir. Farklı konfigürasyonlar ve malzemeler performansı etkiler. Deneysel testler hesaplı simülasyonlar ve gerçek dünya vaka çalışmalarını kullanarak çağın etkinliğini inceliyor. Temel faktörler arasında patlayıcı bileşim, plaka düzenlemesi, patlama zamanlaması ve çoklu vuruş direnci bulunur. ERA'nın hayatta kalma oranını önemli ölçüde artırdığını doğrulamaktadır. Şekilli şarj jetlerini azaltır ve kinetik penetratörleri yavaşlatır. Ancak sınırları vardır. Çoklu vuruşlar, yüksek enerjili mermiler ve çevresel olaylarda dayanıklılığı etkiler. Parçalanma ve ikincil etkiler ek risk oluşturur. Lojistik ve bakım zorlukları operasyonel kullanımı etkiler. Pasif zırh ve aktif koruma sistemleriyle uyumluluk da genel savunmada ciddi bir rol oynar. Bu çalışma çağın gelecek zamandaki savaşının önemini anlatmakta. Gelecekteki araştırmalar ikincil hasarı azaltmaya ve era'yı yeni nesil savunma teknolojileriyle bütünlemeye odaklanmalı.
  • Master Thesis
    Konya Tavrının Bağlama ve Ud Uygulamaları Üzerinden Analizi: Ahmet Özdemir Örneği
    (2025) Uğurlu, Temmuz Can; Varlı, Ersen
    Bu çalışma, Türk halk müziği icrasında yerel çalma üsluplarından biri olan Konya tavrını, hem bağlama hem de ud gibi iki farklı çalgı üzerinden analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın odak noktası, Konya tavrını özgün bir biçimde temsil eden önemli icracılardan Ahmet Özdemir'in performanslarıdır. Çalışmada, Özdemir'in çeşitli dönemlerde gerçekleştirdiği bağlama ve ud icraları incelenerek tavrın yapısal, melodik ve ritmik özellikleri belirlenmiş; bu üslubun çalgıya özgü farklılıkları nasıl yansıttığı ortaya konulmuştur. Giriş bölümünde, çalışmanın amacı, önemi, problemi, yöntemi, kapsamı, sınırlılıkları ve kavramsal tanımları ele alınmıştır. İkinci bölümde, Konya yöresinin tarihi ve müzik kültürü hakkında kapsamlı bili verilmiş, Konya'nın zengin müzik kültürü tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde Konya müziğinde bağlamanın yeri ve önemi anlatılmış, Konya müziği hakkında yapılan kişisel görüşmeler aktarılmış, Konya müziğinde mızrap yapısı ve tavır kavramı açıklanmıştır. Ayrıca bağlama icrasında kullanılan teknikler anlatılmıştır. Dördüncü bölümde Ahmet Özdemir'in hayatı ve sanatçı kişiliği hakkında bilgiler verilmiş, Konya tavrının karakteristik özellikleri seçilen eserler üzerinden bağlama ve ud icrası analiz edilmiştir. Bu bölümde 'çalgı ile üslup tavır ilişkisi' detaylı biçimde ortaya konmuş, çeşitli şekil ve örneklerle desteklenmiştir. Sonuç ve öneriler bölümünde ise, elde edilen bulgular ışığında, Konya tavrının teknik, kültürel yönleri değerlendirilmiş; bu yerel üslubun müzik eğitimi bağlamında nasıl ele alınması gerektiği ve gelecek kuşaklara nasıl aktarılabileceği üzerine çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca Ahmet Özdemir'in müzikal mirasının belgelenmesinin, bölgesel müzik tavırlarının korunması açısından taşıdığı önem vurgulanmıştır.
  • Master Thesis
    Farklı Klasmanlardaki Bilardo Sporcularının Zihinsel Dayanıklılık, Endişe ve Mücadele Düzeylerinin İncelenmesi
    (2025) Başköy, Semih Mertcan; Çetinkaya, Gökhan
    Bu çalışmanın temel amacı, farklı klasmanlardaki bilardo sporcularının zihinsel dayanıklılık, endişe ve mücadele düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesidir. Bu araştırmanın evrenini, Türkiye'de farklı klasmanlarda (3 bant, snooker, pool) aktif olarak bilardo sporu ile ilgilenen lisanslı sporcular oluşturmaktadır. Örneklem ise, çalışmaya gönüllü olarak katılan ve veri toplama araçlarını eksiksiz yanıtlayan toplam 163 bilardo sporcusundan oluşmaktadır. Veriler, çevrim içi ortamda (Google Forms) toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan (Demografik Bilgi Formu, Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği, Endişe Ölçeği ve Mücadele Etme Ölçeği) bir anket formu kullanılmıştır. Veri analiz yöntemleri olarak kişisel değişkenleri incelemek için betimleyici istatistiksel yöntemler, araştırma değişkenleri ve kişisel değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için ve veri ölçüm araçlarından elde edilen puanların demografik değişkenlerle karşılaştırılmasında fark testleri kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların, zihinsel dayanıklılık, endişe ve mücadele etme düzeyi puanları, cinsiyetine göre istatistiki bakımdan anlamlı farklılaşmamaktadır (p>0.05). Bunun yanında katılımcıların, zihinsel dayanıklılık ve mücadele etme düzeyi puanları, medeni durumuna göre istatistiki bakımdan anlamlı farklaşırken (p<0.05), endişe düzeyi puanları medeni duruma göre anlamlı farklılaşmamaktadır(p>0.05). Araştırmada, cinsiyet durumuna göre bilardo sporcularının zihinsel dayanıklılık, endişe ve mücadele etme düzeyleri üzerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. MANOVA analizine göre cinsiyetin bu değişkenler üzerinde etkisi istatistiksel olarak anlamlı değildir ve etki büyüklüğü de küçük düzeydedir.
  • Master Thesis
    Makine Öğrenmesi ve Derin Öğrenme Modellerine Dayalı Yapay Zekâ Kullanılarak Sosyal Medya Duygu Analizi
    (2025) Irzooqi, Noor Salah; Türeli, Didem Kıvanç
    Modern dünya, milyonlarca kullanıcının günlük olarak bağlantı kurmasını ve çeşitli konularda çeşitli görüşler paylaşmasını sağlayan temel iletişim araçları olarak sosyal ağlara güvenmektedir. Twitter, dünya çapında geniş bir kullanıcı kitlesini destekleyen önde gelen bir mikroblog platformu olarak durmaktadır. Twitter, çeşitli bakış açılarının yanı sıra çeşitli içeriklere ev sahipliği yaptığı için duygu analizi için önemli bir kaynak görevi görmektedir. Araştırma, olumlu ve olumsuz kategoriler arasındaki kullanıcı duygularını belirlemek için Twitter verileri için duygu analizi yöntemlerini araştırmaktadır. Araştırma, farklı sınıflandırma modellerini eğitmek ve değerlendirmek için 180.000'den fazla etiketli tweet içeren bir kıyaslama veri kümesi kullanmıştır. Uygulanan geleneksel makine öğrenimi algoritmaları arasında Rastgele Orman (RF), Lojistik Regresyon (LR), Karar Ağacı (DT), Naive Bayes (NB), K-En Yakın Komşular (KNN) ve Stokastik Gradyan İnişi (SGD) bulunur. Ek olarak, Evrişimli Sinir Ağı-Uzun Kısa Süreli Bellek (CNN-LSTM) mimarisini birleştiren gelişmiş bir derin öğrenme modeli. Bu modellerin performansını değerlendirmek için Doğruluk, Kesinlik, Geri Çağırma ve F1 Puanı gibi standart değerlendirme ölçütleri kullanılmıştır. Duygu sınıflandırması için en iyi modeli belirlemek amacıyla bu metrikler aracılığıyla derin öğrenme yaklaşımları ve makine öğrenme yöntemleri arasında kapsamlı bir değerlendirme yapıldı. CNN-LSTM modeli, Twitter verilerinden karmaşık desenleri çıkarmada olağanüstü bir performans gösterdi; bu da xvi sosyal medya görüş madenciliği bilgimizi ilerletmemize ve daha iyi duygu sınıflandırma sistemleri oluşturmamıza yardımcı oldu. Anahtar Kelimeler: Yapay Zeka, Derin Öğrenme (DL), Duygu Analizi, Sosyal Medya Verileri, Makine Öğrenmesi (ML), Doğal Dil İşleme (NLP), Özellik Çıkarımı, Metin sınıflandırması.
  • Master Thesis
    Futbol Antrenörlerinin Öz Yeterlikleriyle İş Tatminleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
    (2025) Etik, Sedat; Çetinkaya, Gör. Gökhan; Karaman, Taner
    Bu araştırmada amaç, futbol antrenörlerinin öz yeterlik düzeyleri ile iş tatminleri arasındaki ilişkiyi demografik veriler üzerinden inicelemektir. Araştırma, ilişkisel tarama modeli kapsamında yürütülmüştür. Çalışmanın evreni olarak lisanslı futbol antrenörleri, örneklem grubu ise görev yapan üzeri futbol antrenörleri oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmış ve güç analizi sonucunda 276 kişi örneklem yeterliliği olarak hesaplanmıştır. Araştırmada 'İş Tatmini Ölçeği' ile 'Antrenör Öz Yeterlik Ölçeği' kullanılmıştır. Gönüllülük esasına göre toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25 programı kullanılmış; normal dağılım ön koşulunun sağlanmadığı belirlenmiş ve analizlerde non-parametrik testler kullanılıştır. Araştırma sonuçlarında, erkek katılımcılar psikolojik yeterlik ve iş tatmini açısından kadınlara kıyasla daha yüksek algıya sahiptir. Yaş arttıkça performans, öğretim, yönetim yeterlikleri ve iş tatmini düzeyleri anlamlı biçimde yükselmektedir. 40-+yaş antrenörler daha yüksek öz-yeterlik alğsı ve iş-tatmini alğısına sahiptir. Antrenörlerin Mesleki olarak tecrübesi arttıkça öğretim-yönetim yeterliliğide artmış, 1-5 yıl tecrübeye sahip antrenörlerin yeterlilik ve iş tatmin düzeylerinin daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gelir grubuna göre analizlerde, düşük ve yüksek gelirli antrenörlerin öz yeterlik algıları orta gelir grubuna kıyasla daha yüksek bulunmuştur.
  • Master Thesis
    Spor Tesislerinde Sürdürülebilir Enerji ve Su Yönetimi: Başarı Örnekleri, Sertifikasyon Süreçleri ve Gelecek Planlaması
    (2025) Savaş, Özge; Çetinkaya, Gökhan; Karaman, Taner
    Modern teknolojik gelişmelerle birlikte spor tesisleri yalnızca seyirci deneyimiyle değil; Enerji ve su yönetimi açısından da değerlendirilmesi gereken çok boyutlu yapılar olarak görülmektedir. Araştırma kapsamında Türkiye'den yedi stadyum (9 çalışan), iki spor kompleksi (2 çalışan) ve Hollanda'daki bir stadyum (1 çalışan) ile yapılan görüşmeler, sürdürülebilirlik uygulamalarının mevcut durumu ve gelişim potansiyeline ilişkin güncel bir tablo ortaya çıkıyor. Görüşmede, özellikle Bina Yönetim Sistemleri (BMS) gibi teknolojilerin enerji ve su tüketiminin gerçek zamanlı takibinde önemli katkılar sağlanmakta olup, ancak bu sistemlerin henüz yeterli düzeyde olmadığı görülmektedir. Enerji verimliliği açısından, LED aydınlatma ve otomasyon altyapılarının yaygın kullanımı dikkat çekici olsa da su yönetimi uygulamalarının enerjiye kıyasla daha geri planda olduğu ve temel düzeyde olduğu görülmektedir (Görüşme Notları, 2025). Öte yandan, enerji alanında kayda değer değerin hayata geçirildiği de mevcut. Galatasaray Stadyumunun çatısına yerleştirilen 10.404 güneş paneli, 4,2 MW kurulu güç kapasitesiyle istasyonun yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık %63'ünü karşılaması ve yılda 3.250 ton CO₂ emisyonunun korunmasını sağlıyor. Bu proje, 'en yüksek güneş paneli çıkışına sahip istasyonu' olarak Guinness Dünya Rekorları'na sunuldu (Guinness Dünya Rekorları, 2022; Canal Solar, 2022). Sonuç olarak, gerçekçi ve sürdürülebilir bir dönüşüm için, politikaların destekleyici ve başarılı örneklerin ortaya çıkması ve sertifikasyon sistemlerinin bir zorunluluk haline gelmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: spor sistemleri, sürdürülebilirlik, enerji yönetimi, su yönetimi, LEED sertifikası, BREEAM sertifikası
  • Master Thesis
    Kastamonu Davulcusu Mahir Dağlıoğlu'nun Hayatı ve Sanatçı Kişiliği
    (2025) Büyükçolak, Elif; Akdemir, Müslüm
    'Kastamonu davulcusu Mahir Dağlıoğlu'nun hayatı ve sanatçı kişiliği' başlıklı bu çalışma, ülkemizde nadiren yetişen yerel sanatçılardan biri olan ve 'Karayılan' lakabıyla tanınan Kastamonulu Mahir Dağlıoğlu'nun hayatını ve sanatçı kimliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada metodolojik yöntem olarak, Mahir Dağlıoğlu'nun hayatını ve sanatçı kimliğini şekillendiren unsurlar ile bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış bilgilere ulaşmak amacıyla alan araştırması yapılmış ve gözlem yöntemi kullanılmıştır. Mahir Dağlıoğlu'nun 'oyun kurma' özelliği, 'Sepetçioğlu' oyununun figür incelemesi ve yazıya aktarımı gerçekleştirilmiştir. Mahir Dağlıoğlu'nun, sanatını icra ederken kullandığı kıyafet ve aksesuarları görsellerle desteklenerek detaylı açıklamalar ile ifade edilmiştir. Buna ek olarak, araştırma sürecinde elde edilen video kayıtları dijitalleştirilmiş, teknolojik kolaylaştırıcılıktan yararlanılarak eğitimsel kullanımı destekleyen kare kodlar oluşturulmuştur. Sonuç olarak, Mahir Dağlıoğlu'nun yaşamı ve sanatı aracılığıyla, ortaya koyduğu dansı ve oyun kurma becerisi akademiye kazandırılmış, bununla birlikte, Kastamonu davul kültürü yeniden okunmuş ve gelecek kuşaklara aktarılabilecek akademik bir içerik hâline getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kastamonu, Davul, Mahir Dağlıoğlu, Oyun Kurma.
  • Master Thesis
    2-6 Aylık Bebeklerde Anne-Bebek Bağlanması İle Annenin Bebeğini Beslemesine Yönelik Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
    (2025) Yıldıran, Fatma Büşra; Doğan, Handan
    Bu araştırmanın amacı, 2–6 aylık bebeklerde anne-bebek bağlanması ile annenin bebeğini beslemesine yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemleri kapsamında, ilişkisel tarama modeli temel alınarak yapılandırılmıştır. Çalışma grubunu, İstanbul ili Avrupa Yakası'nda bulunan Şişli ilçesindeki özel bir hastanenin pediatri polikliniğine başvuran, 2–6 aylık bebeği olan toplam 109 anne oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 'Demografik Anne Bilgi Formu' ve 'Bebek Bilgi Formu', anne-bebek bağlanma ilişkisi ve annenin bebeğini besleme tutumlarını etkisini değerlendirmek amacıyla 'Doğum Sonrası Bağlanma Ölçeği (DSBÖ)' ile 'Iowa Bebek Beslenmesi Tutum Ölçeği (BBTÖ)' kullanılmıştır. Çalışmada, anne-bebek bağlanması ve annenin beslenmeye yönelik tutumları; sosyo-demografik özellikler, gebelik-doğum süreci ve sağlık hizmetlerinden yararlanma açısından değerlendirilmiştir. Araştırmada yapılan tüm istatistiksel analizler, istatistiksel analiz yazılımı kullanılarak gerçekleştirilmiş ve p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, anne-bebek bağlanma ilişkileri ile annelerin bebek beslenmesine yönelik tutumları arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bağlanma ilişkisi arttıkça, annelerin beslenmeye yönelik tutumlarının olumlu yönde geliştiği saptanmıştır. Ancak regresyon analizleri, bağlanma ilişkisinin bebek beslenmesine yönelik tutumları anlamlı ve negatif yönde yordadığını ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, anne-bebek bağının temel bakım davranışları üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Araştırmanın karşılaştırmalı analiz bulgularına göre, annenin eğitim durumu ile anne-bebek bağlanma ilişkisi arasında anlamlı bir ilişki olmadığını, ancak eğitim durumunun bebek beslenmesine yönelik tutumları anlamlı şekilde etkilediğini göstermiştir. Annenin çalışma durumu ise bağlanma ilişkisi ve beslenme tutumları üzerinde belirleyici olmamıştır. Geliri giderinden az olan annelerde bağlanma bozukluğu daha yüksek, düşük gelirli annelerde ise beslenme tutumları daha olumsuz bulunmuştur. Çekirdek aile yapısına sahip annelerin, geniş aileye kıyasla daha olumlu bağlanma ilişkisine ve daha yüksek beslenme tutum puanına sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, planlı gebelik, gebelik süresince düzenli sağlık takibi ve emzirme eğitimi alan annelerde bağlanma ilişkisi ve beslenme tutumları daha olumlu bulunmuştur. Emzirme eğitimi almayan annelerde reddetme ve sinirlilik düzeyleri yüksek bulunmuştur. Sosyal medyada bebek beslenmesi ile ilgili içerikleri takip etme beslenme tutumlarını olumlu etkilerken, bağlanma ilişkisi üzerinde etkisi olmamıştır. Bebeğin cinsiyeti, emzik kullanımı ve ilk verilen besin; anne-bebek bağlanma ilişkisi ve beslenme tutumlarında fark yaratmamıştır. Erken işe dönen, bebeğiyle ayrı kalan veya kuvözde kalan annelerin bağlanma ilişkisi düşük; bebeğin emme davranışı zayıf, geç emzirmeye başlayan annelerin beslenme tutumları ise olumsuz bulunmuştur. İlk yarım saatte emziren ve kolostrum veren annelerin tutumları daha olumlu bulunmuştur. Beslenme şekline göre, Sadece anne sütüyle besleyen annelerin, formül mama kullananlara göre daha olumlu beslenme tutumlarına sahip olduğu saptanmıştır. Ek gıdaya başlamayan annelerin bağlanma ilişkisi puanları düşük, beslenme tutum puanları ise yüksek bulunmuştur. Bulgular, bireysel ve çevresel faktörlerin anne-bebek bağlanma ilişkisi ile beslenme tutumları üzerinde önemli etkisi olduğunu göstermektedir. Araştırma sonunda, uzmanlar tarafından annelere doğum öncesi ve sonrası psikolojik destek sağlanması ile emzirme eğitimi verilmesi konusunda, sağlıklı anne-bebek ilişkilerinin gelişimi ve optimal bebek beslenme uygulamalarının desteklenmesi açısından öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: anne-bebek bağlanması, beslenme tutumları, bebek beslenmesi, bebeklik dönemi, bağlanma, emzirme Tarih: Ağustos 2025
  • Master Thesis
    Patlama Dalgası Dinamikleri ve Etki Azaltma Yöntemleri
    (2025) Dişçi, Mehmet; Kahriman, Ali
    Bu tez çalışmasında, patlamalar sonucu meydana çıkan patlama dalgalarının oluşması, oluşan bu dalgaların yayılma hareketleri ve çevre şartlarından nasıl etkilendiği hakkında araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar yapılırken bu dalga şiddetlerine karşı nasıl önlemler alınacağı ve korunma yöntemleri hakkında bilgiler verilmiştir. Patlama dalgalarının fiziksek ortamda nasıl oluştuğu temel patlama kaynaklı dalga oluşumlarının verileri kullanılarak araştırmalar yapılmıştır. Araştırmalar süresince kullanılan temel verilerde patlama dalgalarının maksimum basınç noktası, yoğunlukları, dağılma hızı, oluşma süresi ve çevresel faktörlerden nasıl etkilendikleri araştırılmış ve incelemeler yapılarak sonuçları ortaya konmuştur. Ayrıca açığa çıkan patlama dalgalarının insan vücudu üzerindeki etkileri, yapılara ve binalara verdiği hasarlar ve bu faktörlerin farklı basınç değerlerine göre verdiği tepkiler incelenmiştir. İnsan vücudu üzerindeki etkilerden akciğer hasarları, kulak zarında oluşan hasarlar gibi oluşan ya da oluşabilecek biyolojik etkiler incelenmiştir. Bu incelemeler yapılırken deneysel verilere, laboratuvar ortamında yapılan örnek çalışmalar incelenmiş ve bu yapılan çalışmaların önemleri anlatılmak istenmiştir. Koruyucu giysilerin geliştirme süresince bulunan bu veriler ışığında mühendislik çalışmalarına faydalı olacağını anlatılmak istenmiştir. Yaptığımız çalışmada patlama dalgalarının incelenmesi yapılırken ayrıca bu dalgalardan korunma yöntemlerinin önemi de ele alınmıştır. Binaların ya da yapıların etkilenmemesi için bazı yöntemler belirlenmiş, çalışmalar incelenmiş ve bu korunma yöntemlerinin özellikle yeni bulunan malzemelerin daha çok üzerinde durulmasıyla çözümler sunulmuştur. Araştırmalarda enerjiyi emen malzemeler, balistik lifler, ortaya çıkan akıllı malzemeler, son yapılan güncel mühendislik çalışmaları ve güncel gelişmeler takip edilmiştir. Ayrıca patlama dalgalarını azaltma yöntemleri incelenmiş kavisli ortamların, eğimli yüzeylerin faydalarından bahsedilmiştir. Bireysel korunma yöntemlerinin önemi, kişisel koruyucu ekipmanlar ile görsel olarak anlatılmış ve bu malzemelerin ne kadar önemli olduğunun farkındalığı yaratılmıştır. Hangi malzemelerin insan sağlığını koruduğu, hangi malzemenin binaları ve yapıları koruduğu, hangi malzemenin kullanılan cihazları koruduğu örnekler verilerek anlatılmıştır. Ayrıca patlama dalgalarını azaltma teknikleri tanıtılmış ve anlatılmıştır. Son olarak hareketli sıvılar gibi yeni bulunan koruma malzemelerinin önemi üzerinde durulmuştur. Ülkelerin bu çalışma alanların da hangi boyutta araştırmalar yaptığını, hangi koruyucu malzemeleri kullandığını inceledik ve araştırdık. NATO standartları ile Türkiye'nin ihtiyaçları kapsamında hangi standart değerlerinin araştırılması yapılmış ve incelenmiştir.